26 Temmuz 2026 Pazar
Gundemnabzi
Sağlık Bakanlığı'ndan sezaryen uygulamalarına ceza

Sağlık Bakanlığı'ndan sezaryen uygulamalarına ceza

Sağlık Bakanlığı, sezaryen oranlarını düşürmek amacıyla bazı kadın doğum hekimlerine ceza verdi.

Haber Merkeziİlk yayın:

Sağlık Bakanlığı, 2026-2035 yıllarını "Aile ve Nüfus Yılı" ilan etti ve bu kapsamda sezaryen oranlarını azaltmayı hedefliyor. Doktorlara yönelik cezalandırma yöntemini benimseyen Bakanlık, 35 yıllık deneyime sahip 6 kadın doğum hekimi hakkında, "ilk doğumda sezaryen oranı yüksek olduğu" iddiasıyla "zorunlu mesleki eğitim" uygulaması başlattı. Bu karar sonucunda hekimler meslekten men edildi. Ayrıca, 100'ün üzerinde hekimin dosyası da inceleniyor. Meslek örgütleri, bu duruma tepki gösterdi.

Uzmanlar, sezaryen oranlarını düşürmeye yönelik cezaların, hem hekimleri baskı altına alacağını hem de anne ve bebek sağlığını riske atacağını belirtiyor. Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi üyesi Dr. Ayşe Gültekingil, hekimlerin pahalı bir bedel ödeyeceğini, altı ay maaş alamayacaklarına ve özlük hak kaybına uğrayacaklarına dikkat çekti. Gültekingil, sezaryendeki artışın yalnızca hekimlere atfedilemeyeceğini ve kök nedenlerin çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Dr. Gültekingil, hekimlerin baskı altında olmasının, gerektiğinde sezaryen yapılmaması riskini artırabileceğini ve bunun da anne ve bebek sağlığını tehlikeye atabileceğini vurguladı. Ayrıca, gebelik takibindeki aksaklıklara ve zayıflayan ebelik sistemine dikkat çekti. Bakanlığın, güvenli doğum koşullarını sağlaması gerektiğini söyledi. Tabip odaları, bu durumun devam etmesi halinde, gelecek nesilleri doğurtacak, çalışacak hekim bulmanın zorlaşacağı uyarısında bulundu.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, doğum yöntemlerinin siyasi değil, bilimsel ve hak temelli bir mesele olduğunu belirtti. Güllü, "Benim bedenim, benim kararım" ifadesinin yalnızca bir slogan olmadığını, kadınların temel hakkı olduğunu vurguladı. Güllü, gerçek aile politikasının, kadınların haklarını sınırlandırmak yerine, güven içinde yaşayabildikleri, çalışabildikleri, çocuk bakımında desteklendiği ve şiddetten uzak bir yaşam sürdürebildikleri koşulları yaratmaktan geçtiğini aktardı.

Kaynak: Sözcü

İlgili Haberler