Sezaryen tartışmasında uzmanlar bilimsel yaklaşım istedi
Sağlık Bakanlığı’nın sezaryen denetimleri ve sosyal medyadaki iddialar tartışma yarattı. İstanbul Tabip Odası genel sekreteri Op. Dr. Irmak Saraç, iddiaların bilimsel dayanağı olmadığını söyledi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu temsilcisi Edin Güven ise kadınlar üzerindeki baskıya dikkat çekti. Yaklaşık 700 hekimin dosyası inceleniyor.

Sağlık Bakanlığı sezaryen oranlarını düşürmek için denetimler başlattı. Yüksek oran gerekçesiyle kadın doğum uzmanlarına yaptırımlar uygulandı. Sosyal medyada sezaryeni SMA ve Tip-1 diyabetle ilişkilendiren açıklamalar yapıldı.
İstanbul Tabip Odası genel sekreteri Op. Dr. Irmak Saraç, bir diyetisyenin sezaryen ile SMA ve Tip-1 diyabet arasında bağlantı kuran iddialarına tepki gösterdi. Saraç bu iddiaların hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını belirtti. Saraç açıklamaların iktidarın nüfus ve aile politikalarının yeniden üretilmesinden ibaret olduğunu ifade etti.
Açıklamayı yapan kişi hekim olmadığı için İTO’nun disiplin mekanizmalarını işletemeyeceğini söyledi. - SAĞLIK SİSTEMİ SORUNLARI - Saraç sezaryen oranlarındaki artışın kadınların ağrı çekmek istememesiyle açıklanamayacağını vurguladı. Temel nedenin sağlık sisteminin özelleşmesi olduğunu belirtti. Saraç özel hastanelerde hasta memnuniyeti beklentisinin arttığını ve nitelikli ebelerin azaldığını söyledi.
Ebelik mesleğinin güç kaybetmesinin doğum hizmetlerini olumsuz etkilediğini dile getirdi. Saraç yüksek sezaryen oranı gerekçesiyle hekimlere yaptırımları da değerlendirdi. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil’in Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile yaptığı görüşmeye dikkat çekti.
Yaptırım kararı verilen 6 hekimin yanı sıra yaklaşık 700 hekimin dosyasının incelendiğini aktardı. - TOPLUMSAL BASKI DİLİ - Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul temsilcisi Edin Güven vajinal doğumun hastanelerde “normal doğum” ifadesiyle teşvik edilmesini politik tercih olarak değerlendirdi.
Güven “normal” kavramının karşısında “anormal” olanın yaratıldığını ve bu dilin kadınlar üzerinde toplumsal baskıya dönüştüğünü ifade etti. Güven “Kimsenin keyfilikten söz etmeye hakkı olamaz” dedi. Sezaryenin acısız ve son derece rahat bir yöntemmiş gibi sunulmasının doğru olmadığını vurguladı.
Güven tartışmanın geldiği noktayı şu sözlerle eleştirdi: “Gerçekten, doktoru, eşi, aileyi, din adamlarını, erkek futbolcuları, devleti geçtik, bir de diyetisyenlerden mi öğreneceğiz nasıl doğuracağımızı?” - ÖLÜM RİSKİ UYARISI - Güven sezaryenin azaltılması hedefleniyorsa bunun ancak bilimsel yöntemlerle ve anne ile bebeğin yararı gözetilerek yapılabileceğini belirtti.
Bilimsel olmayan ve ayrımcı yönlendirmelerin kadınların yaşamını riske atabileceği uyarısında bulundu. Güven “kutsal annelik” dayatması üzerinden kadınların “iyi anne-kötü anne” biçiminde sınıflandırılmasının muhafazakâr eril iktidarların uzun yıllardır kullandığı bir baskı yöntemi olduğunu söyledi.
Güven sözlerini şöyle tamamladı: “Suçluluk duygusu hem bireyler hem de toplum üzerindeki en kullanışlı baskı araçlarından biridir. Kendini suçlu hissettirdiğiniz bir insana da topluma da dilediğinizi yaptırabilirsiniz.”







