4 Ağustos 2026 SalıUSD 47,57EUR 54,77
Gundemnabzi
Son Dakika
Üniversite öğrencilerinin yüzde 45'inde depresyon veya kaygı belirtisi var

Üniversite öğrencilerinin yüzde 45'inde depresyon veya kaygı belirtisi var

Prof. Dr. Yeliz Kındap Tepe, üniversite öğrencilerindeki uyum ve kaygı sorunlarının bireysel yetersizlikten değil, beliren yetişkinlik döneminin doğal özelliklerinden kaynaklandığını bildirdi.

Eğitim Servisiİlk yayın:

Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölümü Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. Yeliz Kındap Tepe, üniversite öğrencilerinde görülen yalnızlık, kaygı ve uyum sorunlarının bireysel bir yetersizlikle açıklanamayacağını belirtti. Uzman isim, bu durumun 18-29 yaş arasını kapsayan 'beliren yetişkinlik' döneminin doğal özelliklerinden ileri geldiğini, erken psikolojik desteğin sorunların kronikleşmesini engellediğini ve üniversitelerdeki danışmanlık hizmetlerinin daha görünür kılınması gerektiğini kaydetti.

Üniversiteye adım atan gençlere erken aşamada sunulan psikolojik ve gelişimsel desteklerin önemine değinen Prof. Dr. Yeliz Kındap Tepe, birinci sınıf öğrencileriyle yürüttükleri çalışmalara değinerek, "Ekibimle birinci sınıf öğrencileri üzerinde yürüttüğümüz araştırmada, Bilinçli Farkındalık Temelli Eğitim Programı'na katılan öğrencilerin kampüs yaşamına uyumlarının, üniversiteye aidiyet duygularının ve yeni çevreye alışma süreçlerinin belirgin biçimde güçlendiğini gözlemledik. Bu bulgular, üniversiteye başlayan gençlere erken dönemde sunulan psikolojik ve gelişimsel desteklerin önemini açıkça gösteriyor" ifadelerini kullandı.

Uyum ve kaygı bozukluklarının önemsenmesi ve erken müdahalede bulunulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tepe, 84 binden fazla üniversite öğrencisinin katıldığı Healthy Minds Çalışması'nın sonuçlarına dikkat çekti. Bu verilere göre öğrencilerin yüzde 45'lik kesiminin depresyon ya da kaygı bozukluğu belirtileri taşıdığını aktaran Tepe, Türkiye'deki araştırmaların ise pek çok öğrencinin bu sorunları aşabilecek psikolojik danışmanlık merkezlerinin kampüs içindeki varlığından haberdar olmadığını gösterdiğini ifade etti.

Yaşanan yalnızlık, performans ve gelecek kaygısının kişisel bir eksiklikten kaynaklanmadığını yineleyen Prof. Dr. Tepe, bu tespitini Amerikalı gelişim psikoloğu Jeffrey Arnett'in 'Beliren yetişkinlik' kuramına dayandırdı. Arnett'in 18-29 yaş arasını ne ergenlik ne de tam anlamıyla yetişkinlik olarak tanımladığını belirten Tepe, yeni düzene uyum sağlayan gençlerin bu süreçte kimlik keşfi, istikrarsızlık, benliğe odaklanma, arada kalmışlık hissi ve olanaklar çağı gibi önemli gelişimsel değişimler yaşadığını, bu durumun öğrencilerin günlük yaşamında doğrudan karşılık bulduğunu dile getirdi.

Üniversite yıllarının bireyin kendisini geliştirdiği, yeni yetenekler edindiği ve yaşam amaçlarını şekillendirdiği kritik bir evre olduğunun altını çizen Prof. Tepe, kimlik keşfinin bu sürecin en belirgin boyutunu oluşturduğunu kaydetti. Öğrencilerin hangi mesleği seçeceklerinin yanı sıra nasıl bir insan olmak istediklerini, hangi değerleri benimserlerse ve ne tür ilişkiler kuracaklarını sorguladıklarını belirten Tepe, bireyin bir yandan bağımsız olma arzusu duyarken diğer yandan ailesinden kopamaması durumunun özellikle birinci sınıfta yoğun hissedilen bir çelişki yarattığını ifade etti.

Bu dönemin risklerin yanı sıra önemli fırsatlar da barındırdığını söyleyen Prof. Tepe, gençlerin süreç içinde temel sorulara yanıt aradığını, yaşanan belirsizliklerin ise zaman zaman sosyal geri çekilmeye, yalnızlık hissine, performans kaygısına veya motivasyon kaybına yol açabildiğini belirtti. Zamanında alınan desteğin bu sorunların kronikleşmesini önleyebileceğini vurgulayan Tepe, psikolojik desteğin etkili olmasında hizmetin ücretli ya da ücretsiz olmasından ziyade öğrencinin ihtiyaç duyduğu anda bu desteğe erişebilmesinin kritik önem taşıdığını, ailesinden ilk kez ayrılan öğrenciler için kampüs içi danışmanlık merkezlerinin güvenli bir destek sistemi işlevi gördüğünü bildirdi.

Üniversitelerin psikolojik danışmanlık merkezlerini geliştirmesi gerektiğini dile getiren Tepe, kariyer, akademik ve akran danışmanlığı uygulamalarının da öğrencilerin kişisel ve mesleki gelişimini destekleyen önemli kaynaklar olduğunu kaydetti. Üniversitelerin bu hizmetleri güçlendirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tepe, yükseköğretim kurumlarının yalnızca akademik bilgi aktaran yerler olmadığını, aynı zamanda öğrencilerin psikolojik iyilik hallerini ve yaşam becerilerini destekleyen gelişim ortamları olduğunu vurguladı.

Son yıllarda üniversitelerdeki psikolojik danışmanlık hizmetlerinin sayı ve nitelik olarak arttığını, ancak öğrencilerin bu hizmetlerden haberdar olma ve yararlanma düzeylerinin aynı oranda yükselmediğini belirten Tepe, birçok öğrencinin merkezlerin varlığını bilse de hangi durumlarda başvurabileceğini tam olarak kestiremediğini aktardı. Hala bazı öğrencilerin psikolojik destek almayı yalnızca ciddi ruhsal sorunlar yaşayanların başvuracağı bir hizmet olarak gördüğünü ifade eden Tepe, üniversiteye yeni başlayan gençlerin akademik bilginin yanı sıra psikolojik ve sosyal uyumlarını destekleyen yapılandırılmış programlara gereksinim duyduğunu sözlerine ekledi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)

#Ondokuz Mayıs Üniversitesi — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler