
Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakaları arttı
Yunanistan'da bu yıl 42 Batı Nil virüsü vakası tespit edilirken, 65 yaş üstü 4 kişi hayatını kaybetti.
Yunanistan genelinde Batı Nil virüsü vakalarında geçen yılın aynı dönemine göre artış kaydedildi. 2026 yılı başından bu yana toplam 42 doğrulanmış vaka tespit edilirken, uzmanlar salgının 2018 yılında kaydedilen seviyelerin oldukça altında seyrettiğini belirtiyor.
Ulusal Halk Sağlığı Örgütü (EODY) verilerine göre, son bir hafta içinde 21 yeni vaka rapor edildi ve toplam sayı 42'ye yükseldi. Sivrisinek yoluyla bulaşan bu virüs nedeniyle bu yıl, tamamı 65 yaşın üzerinde olan 4 kişi yaşamını yitirdi.
Dünya Sağlık Örgütü, virüsün genel halk için riskinin düşük kaldığını, ancak riskli bölgelerde yaşayan veya bu bölgelere seyahat eden kişilerin sivrisinek ısırıklarına karşı temel tedbirleri alması gerektiğini bildirdi. Uzmanlar, hem bireylerin hem de çevrelerindeki kişilerin olası ağır hastalık belirtilerine karşı dikkatli olmasını tavsiye ediyor.
Ülkede en fazla enfeksiyon vakası Atina'nın doğusundaki Spata-Artemida belediyesinde 9 vakayla görüldü. Bu bölgeyi, kuzeydoğu Atina'daki Pallini ve başkentin güneydoğusundaki Markopoulo dörder vakayla takip ediyor.
EODY, bu sezon henüz vaka doğrulanmamış olmasına rağmen bazı belediyeleri ve Atina'nın merkezi mahallelerini yüksek riskli alan ilan etti. Bu kapsamdaki bölgeler arasında Marousi, Halandri, Filothei-Psychiko, Rafina-Pikermi ile Plaka, Kolonaki, Monastiraki, Thissio, Omonia, Petralona, Kolonos, Sepolia ve Kato Patissia gibi merkezi semtler yer alıyor.
Söz konusu sınıflandırma; etkilenen bölgelere yakınlık, coğrafi özellikler ile güncel ve geçmiş epidemiyolojik veriler dikkate alınarak yapıldı. Bu durum, kan güvenliği izleme faaliyetlerinin artırılmasını zorunlu kılıyor.
Benaki Fitopatoloji Enstitüsü Sağlık Önemi Taşıyan Böcekler ve Parazitler Laboratuvarı Başkanı Antonios Michailakis, virüsün kuşlar ile sivrisinekler arasında dolaşması ve insanlara tesadüfen bulaşması nedeniyle tahmin edilemez bir yapıya sahip olduğunu ifade etti.
Batı Nil virüsünün sivrisinek ısırıkları aracılığıyla insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Michailakis, ancak kan nakli yoluyla yayılabilmesi nedeniyle riskli bölgelerin denetlenmesinin kan bağışı güvenliği açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.
Michailakis ayrıca, yaygın kanının aksine virüsün Asya kaplan sivrisineği tarafından değil, yaygın sivrisinek türü tarafından taşındığına dikkat çekti. Benaki Enstitüsü, Batı Attika Üniversitesi ve Teselya Üniversitesi'nin araştırmaları, bu türün ılımanlaşan kışlara uyum sağlayarak yıl boyunca daha aktif hale geldiğini ve virüsün bulaşma dönemini uzatabileceğini gösteriyor.
Sağlık uzmanları, evlerin çevresindeki durgun suların ortadan kaldırılmasını, onaylı böcek kovucuların kullanılmasını ve sivrisineklere maruz kalma riskini azaltmak için klima veya vantilatör tercih edilmesini öneriyor.
Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa'daki insan enfeksiyonlarının çoğunun ilkbahar sonu ile sonbahar arasında görüldüğünü, virüs bulaşmasının genellikle temmuz ile eylül ayları arasında zirve yaptığını hatırlatıyor.



