
Ameliyatsız kalp kapağı tedavisi ile hastalar 2 günde taburcu oluyor
Kalp kapağı hastalıklarında ameliyatsız tedavi yöntemleriyle hastalar hızlıca taburcu olabiliyor.
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay, kalp kapağı hastalıklarının yaşla birlikte daha fazla görüldüğünü belirtti. Gelişen girişimsel yöntemler sayesinde birçok kapak hastalığı, göğüs kafesi açılmadan tedavi edilebiliyor. Prof. Dr. Karabay, "Kasık ya da kol damarından girerek kalp kapaklarına müdahale edebiliyoruz. Hastalarımızın büyük bölümü bir gün yoğun bakımda kaldıktan sonra ikinci ya da üçüncü günde taburcu olabiliyor" dedi. Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri'nden Prof. Dr. Karabay, kalp kapak hastalıklarının nedenleri, belirtileri ve ameliyatsız tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Karabay, “Kalbimizde 4 kapakçık bulunuyor. Bu kapakların görevi, kanın bir yöne akışını sağlamak ve geriye doğru akışını engellemektir. Mekanik sıkıntılar nedeniyle kalp kapak hastalığı ortaya çıkabiliyor. Yaşlı toplumda kapaklar da yaşlanıyor ve sorunlar oluşuyor. İleri yaş grubunda kadınların yaşam beklentisi daha uzun olduğu için dejeneratif kapak hastalıkları kadınlarda daha sık görülebiliyor. Romatizmal kapak hastalıkları geçmişe göre azalmış olsa da, ülkemizde hala önemli bir hasta grubu olarak görülüyor. Çocukluk döneminde geçirilen boğaz enfeksiyonları da kapak hastalıklarına neden olabiliyor. Kötü ağız ve diş hijyeni enfektif kapaklarda enfeksiyon riskini artırıyor. Bu nedenle ağız diş sağlığına dikkat etmeliyiz” diye konuştu.
Kalp kapağı hastalıklarının en belirgin belirtisinin eforla gelişen nefes darlığı olduğunu belirten Prof. Dr. Karabay, “Hastalarımız genelde ‘Önceden iki kat çıkabiliyordum, şimdi bir kat çıktığımda durmam gerekiyor’ diyorlar. Ayrıca aort kapak darlığı olan hastalarda şiddetli göğüs ağrısı ortaya çıkabiliyor. Bu ağrı genelde baskı tarzında hissediliyor. Bazı hastalar çarpıntı da yaşayabiliyor. Ancak en sık şikayet eforla gelen nefes darlığıdır” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Karabay, açık kalp ameliyatlarının halen güvenli bir şekilde yapıldığını ancak girişimsel kardiyoloji alanındaki yeni gelişmeler sayesinde ameliyatsız tedavi yöntemlerinin yaygınlaştığını belirtti. “Çok eski yıllardan beri açık cerrahi, yani göğüs kafesinin açılmasıyla yapılan cerrahi yöntemler güvenli bir şekilde uygulanıyor. Şu an, kasıktan veya kol damarından girerek, göğüs kafesini açmadan kalp kapaklarına müdahale edebiliyoruz” dedi.
Ameliyatsız tedavi yöntemlerinden TAVİ aort kapağı müdahale yönteminin ve MitraClip, TriClip gibi mandallama tedavisinin detaylarını aktaran Prof. Dr. Karabay, “TAVİ yöntemiyle kasık damarından girerek yerleştirdiğimiz kapak, mevcut kapağın içine yerleştiriliyor. Bu işlem 1 santimetrelik bir kesiden yapılıyor. Hastalar genelde bir gün yoğun bakımda kalıyor, ikinci günde evlerine dönebilirler. Mitral ve triküspit kapak müdahaleleri de kasık toplardamarından girilerek yapılıyor. Bu yöntemle kaçak önleniyor. İşlem sırasında genel anesteziye gerek kalmadan hafif sedasyonla hastalarla konuşarak müdahale ediyoruz” dedi.
Prof. Dr. Karabay, doğuştan gelen kapak hastalıklarının önlenemeyeceğini ancak bazı risklerin azaltılabileceğini belirtti. “Konjenital kapak hastalığı varsa bunu önleyemezsiniz. Ancak çocuklukta boğaz enfeksiyonlarına dikkat etmek, erişkin yaşlarda ağız ve diş sağlığına özen göstermek önemlidir. Şikayet olmasa bile 40 yaşından sonra rutin kardiyoloji muayeneleri yapılmalıdır. Bu hastalıklar aniden ilerlemiyor, başlangıç aşamasında tanı konulursa ilerlemesi engellenebilir” diye ekledi.
Kalp kapak hastalarının düzenli doktor kontrolü yaptırmaları gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Karabay, “Kalp kapak hastalıkları tanısı konulduktan sonra rutin kontrollerini ihmal etmemelidirler. Tuzlu tüketim ve tansiyon kontrolü önemli. Ağız diş sağlığına dikkat edilmeli. Ayrıca obezite artan bir sorun; haftada en az üç kere egzersiz yapmak, Akdeniz tipi beslenme, tuz kısıtlaması ve ideal kiloya dikkat etmek gerekmektedir” şeklinde konuştu.







