
Anthony Bourdain'in hayatını ve mutfak felsefesini konu alan 'Tony' filmi vizyonda
Ünlü şef Anthony Bourdain'in mutfak serüvenini ve hayata geçiremediği 'Bourdain Market' projesinin detayları beyaz perdeye yansıdı.
Matthew Johnson'ın yönettiği "Tony" filmi beyaz perdede seyirciyle buluştu. Yapım, 1970'lerde Massachusetts'teki küçük bir restoranda genç Anthony Bourdain'in mutfağa adım atışını konu alıyor. Dominic Sessa'nın oynadığı genç Bourdain karakteri, ünlü şefin gastronomi dünyasındaki etkilerini ve Mutfak Sırları dönemini yeniden hatırlattı.
Bourdain aşçılıktan yazarlığa ve televizyon programcılığına uzanan hayatında her zaman otantiklik aradı. Onun ekrandaki en büyük gücü yapmacıklıktan uzak durmasıydı. Bourdain'in mutfak macerası hiyerarşiden uzak, kural tanımaz mutfak emekçilerinin arasında başladı.
2000 yılında çıkan Kitchen Confidential kitabı şeflerin steril imajını yıkıp restoranların gerçek atmosferini dünyaya tanıttı. CNN'de yayınlanan Parts Unknown programı ile Libya'dan İran'a ve Vietnam'a kadar zorlu coğrafyaları gezdi. Birleşmiş Milletler'in gitmediği bölgelerde sokak lezzetlerinin ve yerel halkın hikayelerini aradı. Eski ABD Başkanı Barack Obama ile Hanoi'de plastik taburede yemek yemesi onun birleştirici gücünü gösterdi.
Bourdain'in hayata geçirmek istediği en iddialı projelerden biri New York Hudson Nehri kıyısındaki Pier 57'de kurulacak Bourdain Market'ti. 155 bin metrekarelik alanda kurulması planlanan konsept geleneksel bir yemek alanından büyüktü. Bourdain Tokyo, Barselona ve Bangkok'taki sokak lezzeti ustalarını kendi orijinal tabelalarıyla New York'a getirmeyi amaçladı.
Projede sanatsal konseptler yerine sokak kültürünün doğallığı hedeflendi. Yemekleri yerel ustalara yaptırmak ve farklı kültürleri tek çatıda buluşturmak en büyük amaçlarındandı. İddialı proje Bourdain'in 2018'deki vefatından önce lojistik süreçler nedeniyle ertelendi ve kurulamadı. Ancak bu vizyon Singapur sokak lezzetlerini New York'a taşıyan Urban Hawker gibi projelere ilham verdi.
Anthony Bourdain televizyonun cilalı sunumlarına karşı her zaman şüpheci yaklaştı. Kolundaki Yunanca dövmede yer alan "Hiçbir şeyden emin değilim hatta bundan emin olduğumdan bile şüpheliyim" sözü onun sabit fikirlerden kaçındığını gösteriyordu. Sokak lezzetlerine olan tutkusu modern gastronomiye yön vermeye devam ediyor. Beyaz perdedeki gençlik yılları onun mutfağa duyduğu saygıyı yeniden hatırlatıyor.





