9 Ağustos 2026 PazarUSD47,74EUR55,25
Gündem Nabzı
Batı Nil Virüsü Komşu ülkeden gelir mi? Uzmanı yanıtladı

Batı Nil Virüsü Komşu ülkeden gelir mi? Uzmanı yanıtladı

Medicana Ataköy Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Özer, sivrisineklerle yayılan Batı Nil Virüsü'nün bulaş yolları, belirtileri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Yaz aylarında sivrisineklerin çoğalmasıyla birlikte yeniden gündeme gelen Batı Nil Virüsü'ne dair merak edilen hususlar, uzman isimler tarafından ele alınıyor. Medicana Ataköy Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Özer, virüsün yapısı ve yayılım mekanizmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Flaviviridae ailesine ait olan Batı Nil Virüsü, enfekte sivrisineklerin insanları sokmasıyla bulaşıyor. Virüsün doğal yaşam döngüsünde kuşlar kritik bir işlev görüyor. Sivrisinekler, virüsü taşıyan kuşlardan kan emdikten sonra insanları ve bazı hayvanları sokarak etkenin yayılmasına zemin hazırlıyor. Batı Nil Virüsü'ne ilişkin en önemli detaylardan biri, günlük temas yoluyla insandan insana geçmemesi. Hastalığı taşıyan bir bireyle aynı mekânı paylaşmak, el sıkışmak, sarılmak ya da aynı eşyaları kullanmak bulaşmaya yol açmıyor. Temel bulaş kaynağı sivrisinek ısırması olmakla birlikte, ender durumlarda kan transfüzyonu, organ nakli ve gebelikte anneden bebeğe geçiş gibi alternatif bulaş yolları da rapor ediliyor.

Komşu ülkelerden virüsün taşınma riskine değinen Dr. Aslı Özer, Yunanistan'da tatil yaparken Batı Nil Virüsü kapmış bir kişinin, ülkeye döndüğünde virüsü doğrudan bir başkasına aktararak salgın başlatmasının beklenmediğini ifade etti. Yunanistan'da enfekte bir sivrisineğin sokmasıyla enfeksiyon atlatan bir kimse, Türkiye'ye geldiğinde sarılma, tokalaşma ya da aynı ortamda bulunma gibi sıradan temaslarla çevresindekilere etkeni bulaştırmıyor.

Bununla birlikte önemli bir ayrımın altını çizen Özer, virüsün Türkiye sınırları içinde de mevcudiyeti ile enfekte bireylerin virüsü doğrudan ülkeye taşımasının aynı durum olmadığını belirtti. Türkiye'de de Batı Nil Virüsü'nün bulaşmasında pay sahibi olabilecek sivrisinek varyantları bulunuyor. Bu noktada hastaların karantinaya alınmasından ziyade, sivrisineklerle temasın kesilmesi ve sivrisinek popülasyonunun denetlenmesi büyük önem taşıyor.

Batı Nil Virüsü kapan kişilerin yüzde 80'inde herhangi bir semptom görülmeyebiliyor. Semptomların ortaya çıkması durumunda ise ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları, mide bulantısı ve kimi zaman ciltte döküntüler gözlemlenebiliyor. Bu klinik tablo çoğunlukla hafif seyirli bir enfeksiyon olarak kalıyor. Vakaların küçük bir kısmında ise etken sinir sistemini etkileyerek nöroinvaziv hastalıklara zemin hazırlayabiliyor. Ensefalit, menenjit veya meningoensefalit tabloları görülebiliyor, bazı hastalarda kas zayıflığı gibi nörolojik bulgular ortaya çıkabiliyor. İleri yaş ve bağışıklık sisteminin zayıf olması, ağır nörolojik tablo riskini yükselten unsurlar arasında yer alıyor. Yüksek ateşle beraber şiddetli baş ağrısı, bilinç düzeyinde değişim, ense sertliği, kaslarda zayıflık, hareket bozuklukları ya da benzer nörolojik belirtiler görüldüğünde bir sağlık merkezine müracaat edilmesi gerekiyor.

Dr. Aslı Özer'in aktardığı bilgilere göre, Yunanistan veya Batı Nil Virüsü'nün görüldüğü farklı bir coğrafyadan Türkiye'ye gelen kişilerin sırf seyahat etmiş olmaları dolayısıyla özel bir izolasyon tedbiri uygulaması icap etmiyor. Ancak yaz mevsiminde sivrisineklerden korunmak kritik önem taşıyor. Sivrisineklerin yoğun olduğu alanlarda uzun kollu ve açık tonlarda elbiseler giymek, sivrisinek kovucu losyonlar tercih etmek, pencere ile kapılara sineklik takmak ve böceklerin üreme noktası olabilecek su birikintilerini kurutmak alınacak temel tedbirler arasında yer alıyor. Hastalığın önlenmesindeki en etkin yol sivrisineklerden korunmaktan geçiyor.

Kaynak: CNN Türk

#Sağlık — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler