
EMEP milletvekilleri, Bakan Işıkhan'a sendikal haklar için önerge verdi
EMEP milletvekilleri, sendikalaşma oranları ve engelleri hakkında Bakan Işıkhan'dan yanıt istedi.
Emek Partisi (EMEP) Milletvekilleri İskender Bayhan ile Sevda Karaca, sendikalaşma oranları, işkolu barajları, grev hakkı ve sendikal örgütlenmenin önündeki engellerle ilgili olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'a yanıtlaması için TBMM Başkanlığı'na soru önergesi sundu. EMEP'li milletvekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2026 Temmuz ayına ait işkolu istatistikleri ve yetki tespit tutanaklarının açıklanmasının ardından bu adımı attı. Önergede, Bakanlığın kamu kaynaklarıyla yaptığı "Sendikalı Ol" kampanyasına da atıfta bulunuldu. İşçilerin sendikalaşmasının önündeki engellerin sosyal medya kampanyalarıyla aşılmadığı; bunun yerine işkolu barajları, uzun ve etkisiz yetki süreçleri, sendikal sebeplerle işten çıkarmalar, grev hakkına getirilen yasaklar ve toplu iş sözleşmesi hakkının kullanılmasını zorlaştıran politikalarla yaratıldığı belirtildi.
Önergede, Bakanlığın açıkladığı 2026 Temmuz ayı istatistiklerine göre Türkiye genelinde kayıtlı 17 milyon 430 bin 478 işçiden sadece 2 milyon 432 bin 788'inin sendika üyesi olduğu ifade edildi. Bu durumda resmi sendikalaşma oranı yüzde 13,96 olarak kaydedildi. Ayrıca, kamu işçileri hariç tutulduğunda özel sektörde sendikalaşma oranının yaklaşık yüzde 6-7 seviyesinde olduğu vurgulandı. İstatistiklere göre, faaliyet gösteren 246 işçi sendikasından 186'sının işkolu barajını aşamadığı da önergede yer aldı.
Bayhan ve Karaca, bu sonuçların tesadüf olmadığını belirterek, Bakanlığın kamu spotlarında işçileri sendikalara üye olmaya teşvik ederken uyguladığı politikalarla sendikal örgütlenmenin önündeki yapısal engelleri koruduğunu ifade etti. Önergede "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz" sözü hatırlatılarak, Bakanlığın işçi sınıfına yönelik gerçek tutumunun kamu spotlarında değil, açıkladığı yetki verileri ve çalışma yaşamında izlediği politikalarla ortaya çıktığı vurgulandı. Milletvekilleri, işkolu barajlarının yüzlerce sendikanın toplu iş sözleşmesi yetkisi almasını engellediğini, uzun yetki süreçlerinin ve sendikal nedenlerle işten çıkarmaların örgütlenme hakkını fiilen kullanılamaz hale getirdiğini kaydetti. Ayrıca, Bağımsız Maden-İş Sendikası başta olmak üzere çeşitli sendikaların işkolu istatistikleri ve yetki süreçlerine dair hukuka aykırılık ve keyfî uygulama iddiaları da önergede Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı.
Önergede ayrıca, Emek Partisi'nin "Barajsız Sendika, Yasaksız Grev, Güvenceli İş" kampanyası kapsamında işçiler, sendikalar, akademisyenler ve hukukçular tarafından hazırlanan Sendikal Haklar Kanun Teklifi de hatırlatıldı. Bu teklif, işkolu barajlarının kaldırılmasını, grev hakkı önündeki engellerin kaldırılmasını, sendikal nedenle işten çıkarmalara karşı etkin iş güvencesi sağlanmasını ve toplu pazarlık hakkının güçlendirilmesini öngörüyor. Önergenin içinde, bu teklifin neden Meclis gündemine alınmadığı ve Bakanlığın bu konudaki herhangi bir yasal düzenleme hazırlamayı neden ertelediği de soruldu.
BAYHAN VE KARACA'DAN BAKANLIĞA ÇAĞRI
Bayhan ve Karaca'nın önergesinde ayrıca, "Sendikalı Ol" kampanyası için harcanan kamu kaynağı, özel sektördeki sendikalaşma oranının düşüklüğünün nedenleri, toplu iş sözleşmesinden yararlanan ve fiilen grev hakkını kullanabilen işçi sayısı, son beş yılda yasaklanan veya ertelenen grevler, sendikal nedenlerle işten çıkarmalara ilişkin başvurular, iş cinayetleri ile sendikasız çalışma arasındaki ilişki, Bağımsız Maden-İş gibi sendikaların işkolu istatistiklerine dair iddialar, ILO'nun 87 ve 98 sayılı sözleşmeleri ile Anayasa'nın güvence altına aldığı sendikal hakların neden fiilen kullanılamadığı ve işçilerin örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarını güvence altına alacak düzenlemelerin neden hayata geçirilmediği konularında Bakan Vedat Işıkhan'dan açıklama istendi.
Bayhan ve Karaca, işçilerin sendikalaşmasının ancak kamu spotlarıyla değil, işkolu barajlarının kaldırılması, grev hakkı üzerindeki yasakların sona ermesi, sendikal nedenlerle işten çıkarmaların engellenmesi ve toplu pazarlık hakkının güvence altına alınmasıyla mümkün olabileceğini belirtti. Bu nedenle, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı, reklam yapmak yerine bu engelleri ortadan kaldıracak düzenlemeleri hayata geçirmeye çağırdı.
