2 Ağustos 2026 PazarUSD 47,56EUR 54,86
Gundemnabzi
Son Dakika
Genital uçuk teşhisi alan Melys Edwards: Utanmayı reddediyorum

Genital uçuk teşhisi alan Melys Edwards: Utanmayı reddediyorum

Genital uçuk teşhisi sonrasında yaşadığı utancı yendiğini belirten Melys Edwards, sosyal medyada farkındalık çalışması yürütüyor. Uzmanlar ise virüsün yaygınlığına ve yönetilebilir bir durum olduğuna dikkat çekiyor.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Melys Edwards, 20'li yaşlarının başındayken çevreden saklanmak için sıklıkla güneş gözlüğü takıyordu. Güneşli bir hava olduğu için değil, yaşadığı utanç duygusu nedeniyle insanların kendisini görmesini istemiyordu. Bugün 29 yaşında olan Edwards, genital herpes yani genital uçuk tanısı aldığı dönemi bu sözlerle aktarıyor. Sağlık uzmanları, bu enfeksiyonun yarattığı psikolojik baskının fiziksel belirtilerden çok daha ağır basabildiğini vurguluyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) 2024 yılı verilerine göre, küresel çapta 15-49 yaş aralığındaki yaklaşık 846 milyon insan genital uçuğa sebep olan virüsle hayatını sürdürüyor. Bu oran, söz konusu yaş grubundaki her beş kişiden birinden fazlasına denk geliyor. Tamamen ortadan kaldırılamayan fakat tedavi edilebilen bu rahatsızlık, vakaların büyük kısmında hiçbir belirti vermiyor ya da oldukça hafif seyrediyor. Buna karşın bazı kişilerde yaşam boyu nükseden, ağrılı genital yaralara ve su toplamalarına yol açabiliyor.

Galler'de yaşayan Melys için sürecin başlangıcı oldukça sancılıydı. İlk kaptığında dayanılmaz bir fiziksel acı çektiğini belirten dijital içerik üreticisi Melys, virüsü enfekte olduğunu bildiği halde kendisine bunu aktarmayan bir erkekle korunmasız ilişki yaşayarak kaptığına inanıyor. Teşhisi öğrendikten sonra yas, öfke ve inkar süreçlerinden geçtiğini, kendi kararlarına olan güvenini yitirdiğini ve hayatının o anda tamamen yön değiştirdiğini ifade ediyor.

Genital herpes, herpes simpleks virüsünün yol açtığı bir enfeksiyon türü olarak biliniyor. Vücuda bir kez girdiğinde ömür boyu kalmaya devam ediyor. Vücudun farklı yerlerinde su toplanması şeklinde yayılmak yerine, yakınlardaki bir sinir hücresinde saklanıyor ve aynı bölgede yeniden yaralara neden oluyor. HSV-1 ve HSV-2 olmak üzere iki farklı türü bulunan virüs, her ikisi de genital bölgede herpes oluşumuna zemin hazırlıyor.

2020 yılındaki tahminlere göre, 520 milyon insan genital HSV-2 enfeksiyonu taşıyordu. Cinsel ilişki yoluyla bulaşan bu tür, halk sağlığı açısından daha tehlikeli kabul ediliyor. Bunun sebebi, tekrarlama olasılığının çok daha yüksek olması, belirtili vakaların yaklaşık yüzde 90'ını oluşturması ve HIV kapma riskini üç kat artırmasıdır. Kadınlar, vajina çevresindeki hassas mukozal yapılar nedeniyle virüsün geçişine daha müsait olduğundan, HSV-2 ile erkeklere kıyasla neredeyse iki kat daha fazla enfekte oluyor.

HSV-1 ise genel olarak çocukluk çağında tükürük teması veya ağız çevresindeki deri temasıyla yayılıyor. Dudak uçukları ve ağız yaraları en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Birleşik Krallık'taki Herpes Viruses Association yöneticisi Marian Nicholson, dudaktaki uçuk ile genital bölgedeki uçukların aynı virüsten kaynaklandığının çoğunlukla bilinmediğine dikkat çekiyor. Nicholson, oral seksin yaygın bir bulaşma yolu olduğunu belirterek, dudağında uçuk olan bir kişinin oral seks yapması durumunda virüsün genital bölgeye aktarılabileceğini ifade ediyor.

Enfeksiyonun belirtileri arasında küçük su kabarcıkları, lekeler, yaralar, genital bölgede yanma veya karıncalanma hissi ile idrar esnasında ağrı bulunuyor. Kesin tanı, yalnızca aktif belirtilerin varlığında yaradan alınan sıvı numunesinin test edilmesiyle konulabiliyor.

Melys, hastalıkla ilgili ilk internet araştırmalarında korkutucu başlıklarla karşılaştığını, "Hayatın bir daha asla eskisi gibi olmayacak, çocuk sahibi olup olamayacağını kim bilir?" gibi moral bozucu ifadeler okuduğunu aktarıyor. Ancak 30 yılı aşkın süredir herpes ile yaşayan Nicholson, durumun çoğu insan için kolayca yönetilebilecek bir cilt sorunundan ibaret olduğunu belirtiyor. Ortada gereksiz bir korku olduğunu vurgulayan Nicholson, insanların bunu bir ceza olarak algıladığını ancak durumun böyle olmadığını dile getiriyor.

Enfekte olan kişilerin çoğunda belirti hiç ortaya çıkmazken, sık sık atak geçirenler antiviral ilaçlar ve yaşam tarzı düzenlemeleri sayesinde durumu kontrol altına alabiliyor. Nicholson, her üç kişiden yalnızca birinin enfekte olduğunun farkına vardığını, diğer iki kişinin ise belirtileri o kadar hafif atlattığını ve enfeksiyonu fark etmediğini kaydediyor. İlk atak dahil olmak üzere her zaman tedavi şart olmuyor; su kabarcıkları çoğunlukla kendiliğinden iyileşme gösteriyor.

Şiddetli vakalarda ise tedavi süreci büyük fayda sağlıyor. Durumun ağırlaşmasını engellemek amacıyla hastalara antiviral ilaçlar ya da ağrı dindirici kremler verilebiliyor. Sonradan ortaya çıkan lezyonlar genellikle ilk atağa göre daha hafif seyrediyor ve zamanla görülme sıklığı azalıyor. Dünya Sağlık Örgütü, prezervatif kullanımının bulaşma riskini düşürdüğünü bildirirken, aktif belirti gösteren kişilerin cinsel temastan kaçınmasını ve sağlık birimlerinin bu kişilere HIV testi önermesini tavsiye ediyor.

Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti verilerine göre rahatsızlık stres ve adet döngüsü dönemlerinde tetiklenebiliyor. Kurum, etkilenen bölgenin ultraviyole ışınlarından, sürtünmeden, alkol ve sigaradan korunmasını öneriyor. Melys Edwards ise zaman içinde bu teşhisin kendi kimliğini tanımlamadığını fark ettiğini ve sosyal medya aracılığıyla başkalarına destek olmak için farkındalık çalışmaları yürüttüğünü belirtiyor. Hastalığı ilk kaptığı dönemde internette sadece korkutucu arama sonuçları ve Reddit paylaşımları bulabildiğini söyleyen Melys, o dönemde kendisinin ihtiyaç duyduğu destek figürü olabildiyse bundan memnuniyet duyacağını ifade ediyor.

Kaynak: Haberler.com

#Dünya Sağlık Örgütü — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler