31 Temmuz 2026 Cuma
Gundemnabzi
Ipsos'un yapay zeka raporu açıklandı: Türkiye'de heyecan ve kaygı bir arada

Ipsos'un yapay zeka raporu açıklandı: Türkiye'de heyecan ve kaygı bir arada

Ipsos'un beşinci yıllık Yapay Zeka Monitörü raporuna göre Türkiye, yüzde 65'lik heyecan oranıyla teknolojiye en iyimser yaklaşan ülkeler arasında yer alırken, katılımcıların yüzde 42'si işini kaybetme korkusu yaşıyor.

Teknoloji Servisiİlk yayın:

Ipsos’un beşinci yıllık "Yapay Zeka Monitörü" raporu, teknolojik ilerleme hızı ile toplumsal algı arasındaki makasın doğrusal ilerlemediğini, aksine derin çelişkiler barındırdığını ortaya koyuyor. ChatGPT’nin Kasım 2022’de kullanıma açılmasının ardından hazırlanan bu araştırma, toplumun yapay zekaya duyduğu heyecan ile kaygının nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.

Yapay zeka artık ekonomik belirsizliklerin, jeopolitik gerilimlerin ve çevresel kaygıların kesişim noktasında hem bir kurtarıcı hem de yapısal bir tehdit olarak konumlanıyor. Araştırma, 20 Mart - 3 Nisan 2026 tarihleri arasında 32 ülkede 23 bin 532 yetişkinin katılımıyla gerçekleştirildi. Küresel ölçekte 'heyecan' (yüzde 54) ve 'endişe' (yüzde 52) verileri neredeyse eşitlenirken, Türkiye özelindeki veriler teknolojiye adaptasyon ile istihdam kaygısı arasındaki ince çizgiyi gözler önüne seriyor.

Türkiye, yapay zekayı sadece bir verimlilik aracı olarak görmüyor; mevcut sistemlerdeki tıkanıklıkları aşabilecek stratejik bir kestirme yol olarak kodlamış durumda. Araştırma verileri, Türkiye’nin küresel ortalamanın üzerindeki yüksek farkındalık düzeyini net bir şekilde ortaya koyuyor. Buna göre, Türkiye’deki katılımcıların yüzde 78’i yapay zekanın ne olduğunu anladığını, yüzde 73’ü ise hangi ürün ve hizmetlerin bu teknolojiyi kullandığını bildiğini beyan ediyor.

Katılımcıların yüzde 62’si son 3-5 yılda hayatlarının yapay zeka ile kökten değiştiğini ifade ederken, gelecek 3-5 yıl için bu beklenti yüzde 74’e yükseliyor. Türkiye, yüzde 65’lik ‘heyecan’ oranıyla küresel ortalamanın (yüzde 51) çok üzerinde yer alarak teknolojiye en iyimser yaklaşan pazarlardan biri olma özelliğini koruyor. Ancak bu iyimserlik, yüzde 48’lik bir ‘endişe’ payı ile dengelenmiş durumda.

Yapay zekaya bakış açısı, yaş ve gelir düzeyine göre radikal bir kutuplaşma sergiliyor. 35 yaş altı bireyler, bu teknolojinin hem en büyük kullanıcısı hem de en sert eleştirmeni konumunda bulunuyor. Bu kuşak, yüzde 56 ile en yüksek heyecan oranına sahipken, aynı zamanda yüzde 52 ile en yoğun endişeyi yaşayan grubu oluşturuyor. Gençler, ödevlerini yapmak veya zaman kazanmak için kullandıkları araçların yarın profesyonel varlıklarını tehdit edebileceği gerçeğiyle yüzleşiyor.

Sosyo-ekonomik açıdan bakıldığında, yüksek gelirlilerin teknolojiye güveni ve yüzde 70 oranındaki zaman tasarrufu bildirimi, düşük gelirlilerde yüzde 54’e geriliyor. Bu durum, yapay zekanın nimetlerinden faydalanma kapasitesinin bir sınıf farkı yaratmaya başladığını ve düşük gelirli grupların kendilerini teknolojik kırılganlığa daha açık hissettiğini gösteriyor.

Yapay zekanın profesyonel hayattaki karşılığı, Türkiye’de zaman yönetimi üzerinden şekilleniyor. Türkiye’deki çalışanların yüzde 64’ü, yapay zeka araçlarının son bir yıl içinde kendilerine ciddi bir zaman tasarrufu sağladığını belirtiyor. Ancak bu verimlilik artışı, beraberinde derin bir yapısal kaygıyı getiriyor. Türkiye’de çalışanların yüzde 67’si iş yapış biçimlerinin 5 yıl içinde tamamen değişeceğine inanıyor. Daha kritik olanı, katılımcıların yüzde 42’sinin işinin tamamen yapay zeka tarafından devralınacağını düşünmesi; bu oranla Türkiye, dünyada iş kaybı korkusunun en yüksek olduğu ilk 10 ülke arasında yer alıyor.

Teknolojik ilerlemenin önündeki en büyük engellerden biri kurumlara duyulan güven eksikliği olarak öne çıkıyor. Şirketlerin kişisel verileri koruyacağına dair güven küresel düzeyde yüzde 47’de kalırken, Türkiye’de bu oran yüzde 45 olarak kaydediliyor. Verilerdeki en dikkat çekici detay ise 'tarafsızlık' noktasında ortaya çıkıyor. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 57’si, yapay zekanın herhangi bir gruba karşı ayrımcılık yapmayacağına veya taraflı davranmayacağına güveniyor. Bu oran, insan aralarındaki güvenin yüzde 42 olduğu düşünüldüğünde dikkat çekiyor. Yine de toplum şeffaflık konusunda taviz vermiyor; Türkiye’deki katılımcıların yüzde 81’i, yapay zeka kullanımının ürünlerde açıkça ifşa edilmesini talep ediyor.

Yapay zekanın makro etkileri söz konusu olduğunda toplumlar kazanımları bedellerle takas etmeye hazır görünüyor. Türkiye'de sağlık (yüzde 47 "daha iyi") ve ekonomi (yüzde 34 "daha iyi") alanlarındaki iyimserlik, dezenformasyon korkusu (yüzde 47 "daha kötü") ile yan yana yürüyor. En dikkat çekici paradoks ise çevresel maliyetler noktasında yaşanıyor. Yapay zeka veri merkezlerinin devasa su ve enerji tüketimine rağmen, Türkiye’deki katılımcıların yüzde 58’i yapay zekanın toplumsal faydalarının çevresel maliyetlerden daha ağır bastığını düşünüyor.

2026 yılı itibarıyla insanlığın yapay zeka ile imtihanı "Söylem-Eylem Boşluğu" ile özetleniyor. Küresel olarak insanların üçte ikisi bu araçlara tam olarak güvenmediklerini söylese de, geri kalma korkusu ve profesyonel dünyada alakasızlaşma endişesiyle bu teknolojiyi kullanmaya devam ediyor.

Kaynak: OdaTV

İlgili Haberler