
Lübnan'da sağlık çalışanları hedefte: En az 135 kişi öldü
İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmalarda sağlık personeli ve hastaneler hedef alınırken, ülkede görev yapan yüzlerce sağlık çalışanı hayatını kaybetti.
Cerrah Moustapha Hamze, çalıştığı hastaneden tepedeki Kfar Roummane köyünde bulunan evini göz ucuyla izliyor; her üçüncü patlamada evinin hedef alınıp alınmadığını görmek için balkona çıkıyor. Nabatieh kentindeki Nabih Berri Devlet Hastanesi'ne yaklaşık beş dakikalık mesafede yer alan evine, yürürlükteki ateşkes rağmına geri dönmesi mümkün olmuyor. Son denemesinde karşısına çıkan bir İsrail dronu önce ses bombası attı, ardından yaklaşık 10 metre uzağına bir bomba bıraktı ve cerrah ölümden şans eseri kurtuldu.
Nabatieh'teki Nabih Berri Devlet Hastanesi'nde görev yapan 66 yaşındaki Hamze, küçük bir ameliyathaneyi yatak odasına çevirerek yaşamını orada sürdürüyor. Hizbullah'ın 2 Mart'ta İsrail'e roket atmasıyla başlayan çatışmalar ve İsrail'in askeri müdahalesi sonrasında özel kliniğini kapatıp kamu hastanesinde gönüllü olarak çalışmaya başlayan Hamze, yaklaşık beş süren savaşın her gününü hastanede geçirdi ve haziran ayındaki ateşkesin ardından kendine yalnızca dört günlük dinlenme süresi tanıdı.
Lübnan genelinde binlerce doktor ve sağlık personeli, hayat kurtarmaya devam edebilmek için büyük tehlikeleri göze alıyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2 Mart'tan bu yana en az 135 sağlık çalışanı İsrail saldırılarında yaşamını yitirdi; bunların birçoğu çift vuruşlu (double-tap) hava saldırılarında hedef oldu. İsrail ise ambulansların Hizbullah tarafından silah taşımak amacıyla kullanıldığını öne sürerken, Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları kuruluşları bu iddianın herhangi bir kanıtla desteklenmediğini belirtiyor.
Daha önce 2024 yılındaki çatışmalarda da gönüllü olan Hamze, son savaşın karşılaştığı en şiddetli dönem olduğunu ifade ediyor. İsrail bombardımanının çok daha yıkıcı olduğunu, kimselerin tanık olmadığı ağır manzaralar ve olağan dışı cesetlerle karşılaştığını belirten Hamze, Nabatieh'te insanların diri diri yakıldığını, kafataslarının üst kısımlarının tamamen koptuğu cesetler gördüğünü, daha önceleri bu tür sahnelere yalnızca filmlerde rastladığını dile getiriyor. İlk defa meslektaşlarıyla birlikte kendisinin de doğrudan hedef alındığını hissettiğini vurgulayan Hamze, ambulansla görev için ayrılan sağlık görevlilerinin cansız bedenlerle dönmesinin psikolojik olarak tükenmelere yol açtığını ifade ediyor.
Savaş sürecinde yakınlık kurduğu paramedik Mahdi Abu Zeid'in İsrail güçleri tarafından öldürülmesinden duyduğu derin üzüntüyü dile getiren Hamze, kibar ve dürüst bir genç olan Zeid'i tanımış olmaktan ötürü bazen pişmanlık duyduğunu, bu sayede ölümünün kendisini bu kadar yaralamayacağını düşünüyor.
Tepedeki hastanenin çevresine düşen bombalar tesisi hem bir kaleye hem de bir hapishaneye dönüştürürken, dışarıdaki tablo çok daha korkutucu bir boyuttaydı. Nabatieh acil servislerinin baş paramediği olan Mohammed Suleiman, üç farklı savaşta görev yapmış deneyimli bir isim. Daha önceki çatışmalarda bağımsız kurtarma örgütünün paramediklerinin dolaylı olarak etkilendiğini ancak doğrudan hedef alınmadıklarını belirten 44 yaşındaki Suleiman, bu savaşta durumun değiştiğini ve doğrudan hedef alındıklarını söylüyor.
İsrail hava saldırılarında üç paramedik doğrudan hayatını kaybetti. Bunlardan biri de Suleiman'ın 16 yaşındaki oğlu Joud idi. Joud, Mart ayında Nabatieh'te kalan sivillere gıda götürdüğü sırada, üzerlerinde paramedik üniformaları bulunmasına rağmen bir dron saldırısıyla genç meslektaşı Ali ile birlikte öldürüldü. Gençlerin sorumluluğunu taşıyan Suleiman, saldırıların ardından ekipleri sevk ederken yüzlerce kez hesap yapmak zorunda kaldığını, görevdeki personeli sürekli telsizle arayarak onları dikkatten alıkoymamaya çalıştığını ifade ediyor. Merkezde bulunmanın sahada olandan çok daha stresli olduğunu belirten Suleiman, ekipler merkeze sağ salim dönene kadar rahat edemediğini anlatıyor.
Tyre bölgesindeki İslam Sağlık Cemiyeti'nin yardımcısı ve paramedik Hassan Boussi, İsrailli güçlerin hedef alma mantığını çözmeye çalışmaktan vazgeçtiğini belirtiyor. İsrail tarafının birçok gerekçe öne sürdüğünü ancak gerçekte kurtarma ekiplerinin çalışmasını istemediklerini dile getiren Boussi, haziran ayındaki ateşkes kararına karşın Nabatieh odaklı saldırıların düşük tempoda sürdüğünü aktarıyor. Geçtiğimiz perşembe günü Nabatieh al-Fawqa köyünde bir ambulansın İsrail dronu tarafından vurulması, sağlık çalışanlarının hâlâ hedefte olduğunu gösteriyor.



