9 Eylül 2026 ÇarşambaUSD48,46EUR56,28
Gündem Nabzı

Plastik üretimi 24 yılda yüzde 84 arttı, 2060'a kadar üç katına çıkabilir

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, plastik üretiminin küresel ölçekte artışının çevresel etkilerini vurguladı. Mikroplastiklerin izlenmesi ve tüketimin azaltılması gerektiği ifade edildi.

Haber Merkeziİlk yayın:
Plastik üretimi 24 yılda yüzde 84 arttı, 2060'a kadar üç katına çıkabilir

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Yücel, plastik üretiminin hızla arttığını ve bunun mikroplastiklerin ekosistemler üzerindeki etkisini büyüttüğünü belirtti. Geri dönüşüme odaklanmanın yeterli olmadığını vurgulayan Yücel, üretim ve gereksiz tüketimin azaltılması ile mikroplastiklerin izlenmesinin önemine dikkat çekti.

OECD verilerine göre, 2000 yılında 234 milyon ton olan küresel plastik üretiminin 2024'te 430 milyon tona ulaşması bekleniyor. Mevcut politikalar devam ederse, plastik üretimi ve atık oluşumunun 2060 yılına kadar üç katına çıkması öngörülüyor. Plastik ürünlerin atığa dönüşme süresi kullanım alanına göre değişiklik gösteriyor; ambalaj ve tek kullanımlık ürünler günler içinde atık haline gelirken, ulaştırmada kullanılan plastiklerin ortalama ömrü yaklaşık 13 yıl, yapı ürünlerinin ise 35 yıl veya daha uzun olabiliyor.

Yücel, Türkiye'de yıllık plastik mamul üretiminin yaklaşık 10 milyon ton düzeyinde olduğunu ifade etti. Bu miktarın yaklaşık 4 milyon tonunu, yani yüzde 40'ını plastik ambalaj ürünleri oluşturuyor. Türkiye'deki iç pazardaki plastik mamul tüketimi ise yaklaşık 8 milyon ton seviyesinde.

Ancak üretilen veya tüketilen plastik miktarının tamamının aynı yıl plastik atığa dönüştüğü anlamına gelmediği belirtildi. İnşaat, otomotiv ve elektrik-elektronik sektörlerinde kullanılan plastikler uzun yıllar kullanımda kalabilirken, ambalaj ve tek kullanımlık plastikler kısa sürede atık haline geliyor.

Çevrede kalan plastiklerin, güneş ışınları, sıcaklık değişimleri, rüzgar, dalga hareketleri ve fiziksel aşınma gibi etkenlerle giderek daha küçük parçalara ayrıldığını anlatan Yücel, 5 milimetreden küçük parçaların mikroplastik, daha küçük boyutlara ulaşanların ise nanoplastik olduğunu söyledi.

Lastik aşınması, sentetik tekstil lifleri, boya ve kaplamalar, tarımsal plastikler, ambalajlar, düzensiz depolama ve geri dönüşüm faaliyetleri mikroplastiklerin önemli kaynakları arasında yer alıyor. Araştırmalar, mikroplastiklerin atmosferde, yağmur suyunda, toprakta, denizlerde ve yüzey ile yer altı sularında yaygın olarak bulunduğunu gösteriyor.

Mikroplastikler akarsu, göl ve denizlere taşınarak canlılar tarafından alınabiliyor, bu da fiziksel hasar ve beslenme bozukluğuna neden olabiliyor. Ormanlar, atmosferde taşınan mikroplastikleri yaprak ve ibre yüzeylerinde tutarak bir filtre görevi görüyor. Ancak bu parçacıkların yağış ve yaprak dökümüyle orman toprağına aktarılması, ormanları potansiyel bir mikroplastik birikim alanına dönüştürebiliyor.

Yücel, orman alanlarına komşu ya da orman sınırlarında kurulan geri dönüşüm ve atık tesislerinin, artan sıcaklık, kuraklık ve yangın riskiyle birlikte çift yönlü tehlike oluşturduğunu belirtti.

Bu tesislerde meydana gelen yangınlarda ortaya çıkan kalıcı kirleticilerin hava, su, toprak ve vejetasyon üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini ifade etti.

Plastik kirliliğinin azaltılması için gereksiz ve tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, yeniden kullanım ve yeniden dolumun yaygınlaştırılması, dayanıklı ürün tasarımı ve üretici sorumluluğunun esas alınması gerektiği önerildi.

Ayrıca geri dönüşüm tesislerinde atık türüne göre güvenli stok sınırı, termal izleme, yangın suyu tutma havuzu ile emisyon ve toprak-su izleme planlarının zorunlu olması gerektiği vurgulandı.

Kaynak: Haber Merkezi

#TMMOB · Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler