6 Eylül 2026 PazarUSD48,49EUR56,36
Gündem Nabzı

Yazın böbrek taşı riskine dikkat! Uzman su tüketiminin önemini vurguladı

Yaz aylarında artan sıcaklık, böbrek taşı oluşumunu artırıyor. Uzmanlar, su tüketiminin bu riski azaltmadaki önemine dikkat çekiyor.

Sağlık Servisiİlk yayın:
Yazın böbrek taşı riskine dikkat! Uzman su tüketiminin önemini vurguladı

Yaz aylarında hava sıcaklıklarının artması ve terleme ile birlikte vücudun sıvı kaybı, böbrek taşı oluşumunu ve böbrek taşı ağrısı nedeniyle hastaneye başvuruların artmasına yol açabiliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Eymen Gazel, sıcak havalarda yeterli su tüketiminin önemine dikkat çekti.

Gazel, yazın böbrek taşı riskini azaltmanın en etkili adımının su içmek olduğunu belirtti. Yaz aylarında böbrek taşı ve özellikle böbrek taşı ağrısı nedeniyle hastaneye başvurularda artış yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Gazel, bunun en önemli nedeninin sıcak havalarda terlemeyle birlikte vücudun daha fazla sıvı kaybetmesi olduğunu söyledi.

Yeterince su almadığında idrarın daha yoğun hale geldiğini belirten Gazel, 'Normalde idrarımızda taş oluşumuna neden olabilecek mineraller çözünmüş halde bulunur. Ancak idrar miktarı azalıp yoğunluğu arttığında bu maddelerin kristalleşmesi daha kolay hale gelir' dedi. Ayrıca, farklı ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmaların sıcak havalarda böbrek taşı ataklarının arttığını gösterdiğini de vurguladı.

Bu nedenle, yaz aylarında sadece güneş yanığına veya sıcak çarpmasına değil, böbreklerin susuz kalmasına da dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti. Günlük su tüketimi kişinin kilosu, fiziksel aktivitesi, hava sıcaklığı ve terleme miktarına göre değişiklik gösterdiğini belirten Gazel, 'Burada tek bir rakam vermek yanıltıcı olabilir.

Güncel Avrupa Üroloji Birliği (EAU) kılavuzları, taş hastalarında günde yaklaşık 2,5-3 litre sıvı alımını öneriyor. Sıcak havalarda terleme arttığı için alınması gereken sıvı miktarı da bunun üzerine çıkabilir. Bu nedenle, hastalara pratik önerim, sadece kaç litre su içtiklerine değil, idrarlarının rengine ve miktarına da dikkat etmeleri' oldu.

Açık renkli ve yeterli miktarda idrarın genellikle iyi hidrasyonun göstergesi olduğunu ifade etti. Kalp veya böbrek yetmezliği gibi sıvı kısıtlaması gerektiren hastalıkları olan kişilerin ise doktorlarının önerdiği miktarın dışına çıkmamaları gerektiğini vurguladı. Daha önce böbrek taşı düşürmüş olmanın tekrar taş oluşumu açısından yüksek risk taşıdığını belirten Gazel, yaz aylarında sıcaklık ve sıvı kaybının eklenmesiyle bu riskin daha da önem kazandığını ifade etti.

Gazel, 'Bir kez taş düşüren mutlaka tekrar taş düşürür' demenin doğru olmadığını, EAU verilerine göre ilk kez taş oluşturan kişilerde 5 yıllık nüks oranının yaklaşık yüzde 26 olduğunu belirtti. Tekrarlayan taş hastalarında bu oranın çok daha yüksek olduğunu da ekledi.

Bu nedenle, daha önce taş düşürmüş bir kişinin yaz aylarında su tüketimi ve beslenmesine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurguladı. Böbrek taşının en belirgin belirtisinin belin yan tarafında başlayıp kasığa doğru yayılabilen, oldukça şiddetli ve dalgalar halinde gelen ağrı olduğunu söyleyen Gazel, buna bulantı, kusma ve idrarda kanın eşlik edebileceğini belirtti.

Her böbrek taşının ağrı yapmadığını da söyleyen Gazel, 'Böbreğin içinde bulunan küçük taşlar bazen yıllarca belirti vermeden kalabilir. Ancak şiddetli ağrıya ateş, titreme eşlik ediyorsa, idrar yapamama durumu varsa veya tek böbrekli bir hastada tıkanıklık düşünülüyorsa bu durum ciddiye alınmalıdır. Tıkalı bir böbrekte enfeksiyon gelişimi acil bir durumdur' dedi.

Son olarak, böbrek taşı tespit edilen her hastanın ameliyat olması gerekmediğinin altını çizen Gazel, tedavi sürecinde taşın boyutunun, bulunduğu yerin, idrar yolunu tıkayıp tıkamadığı, enfeksiyon olup olmadığı ve hastanın şikayetlerinin tedavi kararını belirlediğini ifade etti.

Küçük üreter taşlarının çoğu zaman cerrahi işlem gerektirmeden kendiliğinden düşebileceğini belirten Gazel, uygun hastalarda ağrı kontrolü ve gerektiğinde taşın düşmesine yardımcı olan ilaç tedavilerinin kullanılabileceğini açıkladı.

Taşın alınması gerektiğinde ise günümüzde kapalı yöntemler kullanıldığını vurguladı. ESWL, üreteroskopi ve lazerle taş kırma, büyük taşlar için perkütan nefrolitotomi (PCNL) başlıca yöntemler arasında yer alıyor.

Gazel, böbrek taşı tedavisinde akla ilk olarak 'açık ameliyat' gelmemesi gerektiğini, çoğu hastada çok daha küçük kesilerle tedavi yapılabildiğini ifade etti.

Kaynak: Sağlık Servisi

#Su Tüketimi · Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler