1 Ağustos 2026 CumartesiUSD 47,43EUR 54,58
Gundemnabzi

Zayıflama iğneleri kimler için riskli? Uzmandan kritik uyarılar

GLP-1 grubu zayıflama iğnelerinin yan etkileri ve riskleri hakkında bilgi veren Dr. İbrahim Ersoy, ilaçların mutlaka doktor kontrolünde kullanılması gerektiğini belirtti.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Zayıflama iğneleriyle elde edilen hızlı kilo kaybının bazı bedelleri bulunuyor. Kullanım sırasında mide ve bağırsak sistemi üzerindeki rahatsız edici etkiler bilinirken, hayvan deneylerinde nadir de olsa görülen ciddi yan etkiler endişe yaratıyor. Uzmanlar bu nedenle doktor kontrolünü şart koşuyor.

Son dönemde daha fazla kilo vermek amacıyla tercih edilen GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) grubu ilaçlar hakkında sosyal medyada pek çok paylaşım yapılıyor. "Ozempic Face" görüntüsü, saç dökülmesi ve ayak tabanındaki incelme gibi başlıklar kullanıcıların kafasını karıştırırken; pankreas ve safra kesesi iltihabı ile tiroid tümörü gibi daha ciddi fakat ispatlanmamış muhtemel riskler de endişeleri artırıyor. Bilimsel olarak kanıtlanan yan etkiler ile henüz araştırma aşamasındaki bulguların birbirinden ayrılması gerektiğini belirten medikal estetik hekimi Dr. İbrahim Ersoy, bu ilaçların mutlaka hekim gözetiminde kullanılmasının altını çiziyor.

Medikal estetik hekimi Dr. İbrahim Ersoy, bu ilaçların en sık görülen ve bilimsel olarak kanıtlanmış yan etkilerinin mide-bağırsak sistemiyle ilgili olduğunu aktardı. Bulantı, kusma, ishal ve kabızlık gibi şikâyetlerin klinik çalışmalarda da görüldüğünü belirten Ersoy, bu durumun ilaçların mide boşalmasını yavaşlatmasından ve iştahı azaltmasından kaynaklandığını, çoğu hastada bu şikâyetlerin tedaviye alışıldıkça hafiflediğini ifade etti.

Göz sağlığı konusunda da dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Dr. Ersoy, özellikle diyabet hastalarında çok nadir de olsa bazı ciddi göz sorunlarının bildirildiğini aktardı. Ani görme kaybı gelişmesi durumunda zaman kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini belirten Ersoy, bu komplikasyonların oldukça seyrek olduğunu ancak ihmal edilmemesini söyledi.

Gebelik döneminde bu ilaçların kullanılmasının önerilmediğini dile getiren Dr. Ersoy, gebelikte güvenliği konusunda yeterli bilimsel veri bulunmadığını kaydetti. Ayrıca hızlı kilo kaybının hormonal dengeyi etkileyerek doğurganlığı artırabileceğini belirten Ersoy, çocuk sahibi olmayı planlayan kişilerin tedavilerini mutlaka hekimleriyle birlikte değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.

Son zamanlarda sıklıkla konuşulan "Ozempic Face" konusuna da değinen Dr. Ersoy, yüzde hacim kaybı, yanaklarda çökme ve cilt sarkmasının doğrudan ilacın etkisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Benzer değişikliklerin mide küçültme ameliyatı geçirenlerde veya çok hızlı kilo veren kişilerde de görüldüğünü aktaran Ersoy, mevcut bilimsel verilerin bu durumun büyük ölçüde hızlı kilo kaybından kaynaklandığını gösterdiğini ifade etti. Hızlı yağ yakımının yüz altındaki destekleyici yağ dokusunun ani azalmasına yol açtığını, derinin hızlı küçülen hacme aynı hızda uyum sağlayamayarak boşluklar oluşturduğunu ve yaşla beraber azalan kolajen dokusunun bu süreci daha görünür kıldığını sözlerine ekledi.

Saç dökülmesinin de benzer şekilde doğrudan ilaca bağlanamayacağını belirten Dr. Ersoy, hızlı kilo kaybı, protein eksikliği, demir, çinko ve vitamin yetersizlikleri ile metabolik stresin saç dökülmesini tetikleyebileceğini bildirdi. Çoğu hastada görülen dökülmenin geçici olduğunu ve uygun beslenmeyle düzelebildiğini belirten Ersoy, sosyal medyada "Ozempic Foot" olarak adlandırılan ayak tabanındaki yağ dokusunun azalmasına bağlı görünümün de büyük ihtimalle ilacın değil hızlı kilo kaybının bir sonucu olduğunu vurguladı. Bazı kişilerde topuk ağrısı ve ayak tabanındaki yastıklama dokusunun azalmasının görülebildiğini belirten Ersoy, bu durumun ayaklarda kemikli bir görünüm, sarkık deri ve yürürken ağrı şeklinde ortaya çıkabileceğini aktardı.

Tedavi sürecinde sadece tartıdaki rakama odaklanmanın doğru olmadığını vurgulayan Dr. İbrahim Ersoy, GLP-1 tedavilerinin doğru hastada ve hekim kontrolünde uygulandığında önemli faydalar sağlayabildiğini belirtti. Ancak süreç boyunca yalnızca kilo kaybını değil; kas kütlesini, beslenme durumunu, cilt sağlığını ve yaşam kalitesini de birlikte değerlendirmenin gerektiğini belirten Ersoy, sosyal medyada dolaşan her bilginin bilimsel gerçek anlamına gelmediğini ve hastaların tedavilerini mutlaka hekim kontrolünde sürdürmesinin en doğru yaklaşım olduğunu kaydetti.

Dünya genelinde yaklaşık 40 ila 60 milyon kişinin GLP-1 reseptör agonisti veya benzer inkretin tedavisi kullandığı tahmin ediliyor. Bu sayı, diyabet ve obezite nedeniyle ilaç kullananların toplamını kapsıyor. Uzmanlar potansiyel kullanıcı sayısının çok daha yüksek olduğunu ifade ederken, bilim insanları 91 ülkedeki veriler değerlendirildiğinde yaklaşık 750 milyon yetişkinin bu tedaviler için uygun olabileceğini öngörüyor.

Kaynak: Türkiye Gazetesi

İlgili Haberler