
2026 Yazında Küresel Sıcaklık Rekorları kırıldı
2026 yazında Batı Avrupa’da en sıcak haziran kaydedildi, okyanus yüzey sıcaklıkları rekor kırdı ve Kuzey Kutbu’nda deniz buzu azalması devam etti.
2026 yazı yalnızca birkaç yeni sıcaklık rekoruyla öne çıkmadı. Bu dönemi önceki sıcak yazlardan ayıran özellik, yeryüzünün farklı bölgelerinde aynı anda gerçekleşen iklim olaylarının bir arada görülmesiydi. Batı Avrupa’da en sıcak haziran ölçüldü, okyanus yüzey sıcaklıkları yeni rekora ulaştı, Kuzey Kutbu’nda deniz buzu azalması sürdü ve Batı Asya, Avrupa ile Güney Asya’da yoğun sıcak dalgaları yaşandı. Uzmanlar bu eşzamanlılığın küresel ısınmanın artık yalnızca yerel olaylarla açıklanamayacağını gösterdiğini belirtiyor. Okyanus, kutup buzları, atmosfer ve kent ortamları birbirini güçlendiren etkiler yaratıyor.
Teknoloji de artık iklim değişikliğinde farklı bir rol üstleniyor. Geçmişte teknoloji daha çok iklimi izleme ve mücadele aracı olarak görülürken, bugün veri merkezlerinin hızla artması, bulut bilişim, yapay zekâ modellerinin eğitimi ve dijital hizmetlerin yaygınlaşması küresel enerji talebini belirgin biçimde yükseltiyor. Bu nedenle yeryüzünün ısınma eğilimlerini incelerken bilgi teknolojileri altyapısını göz ardı etmek eksik bir tablo verir.
Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre 2026 haziran ayı Batı Avrupa’da ölçümlerin başladığı tarihten bu yana en sıcak haziran olarak kayıtlara geçti. Bölgenin ortalama sıcaklığı 20,74 dereceye ulaştı. Bu değer 1991-2020 dönemi ortalamasının 3 dereceden fazla üzerindeydi. Aynı dönemde okyanusların yüzey sıcaklık ortalaması da haziran ayı için yeni bir rekor kırdı ve 2024 rekorunu aştı. Okyanuslar dünyanın en büyük ısı deposu olduğundan, sıcaklıklarının yükselmesi atmosfer dolaşımını, sıcak dalgalarının şiddetini ve yağış düzenlerini küresel ölçekte etkiliyor.
Avrupa’da sıcaklık artışı çok sert hissedildi. Barselona 40,5 dereceyle son yüz yılın en sıcak gününü yaşadı. Almanya üç gün üst üste yeni rekorlar kırarken, Kushen kentinde 41,7 derece ölçüldü. Macaristan, Polonya, Çekya, Avusturya, Hollanda, Danimarka, İsviçre ve Fransa’da da ulusal ya da aylık yeni rekorlar bildirildi. Birçok Avrupa ülkesi ilk kez kırmızı alarm verdi ve acil halk sağlığı planlarını devreye aldı.
Kara ve okyanus sıcaklıklarının aynı anda yükselmesi önem taşıyor. Eskiden okyanuslar fazla ısıyı emerek kara sıcaklık dalgalanmalarını yumuşatıyordu. Şimdi okyanusların kendisi ısındığı için bu dengeleme gücü azalıyor ve daha şiddetli, daha uzun süren sıcak dalgaları oluşuyor.
En dikkat çekici bulgu Kuzey Kutbu’ndan geldi. Southampton Üniversitesi ile İngiltere Ulusal Oşinografi Merkezi’nin ortak çalışması, 2020’lerin başında durduğu sanılan kış deniz buzu azalmasının aslında geçici bir yavaşlama olduğunu ortaya koydu. 2025 ve 2026 kış verileri eklendiğinde yirmi yıllık düşüş eğilimi yeniden istatistiksel olarak anlamlı hale geldi.
2024 ile 2025 arasında Kuzey Kutbu kış deniz buzu genişliği yüzde 5,8 azaldı. Bu, 1978’de uydu kayıtlarının başlamasından bu yana görülen en büyük yıllık düşüş oldu. 2026’da hafif bir toparlanma görülse de buzul genişliği tarihin ikinci en düşük seviyesinde kaldı. İklim modelleri böyle bir düşüşün günümüzdeki kutup ısınmasıyla uyumlu olduğunu gösteriyor.
Buz tabakasının incelmesi yalnızca buzul kaybı anlamına gelmiyor. Kış buzu nispeten sıcak okyanus ile çok soğuk atmosfer arasında yalıtkan görevi görüyor. Tabaka inceldikçe okyanustan atmosfere ısı ve nem transferi artıyor. Bu durum kuzey yarımküredeki basınç örüntülerini, fırtına oluşumunu ve genel atmosfer dolaşımını değiştiriyor. Avrupa ve Asya’da görülen sıcak dalgalarının bir kısmı Kuzey Buz Denizi’ndeki fiziksel değişikliklerden kaynaklanıyor.
Sıcaklık artışı artık yalnızca çöl kuşağıyla sınırlı değil. Ahvaz, Bandar Mahşahr, Abadan, Basra, Kuveyt, Mekke, Medine ve Maskat gibi kentler düzenli olarak 45-50 derece üstü sıcaklıklar yaşıyor. Bu bölgelerde aşırı sıcak artık olağanüstü bir olay olmaktan çıkıp günlük yaşamın, mimarinin ve kent altyapısının parçası haline geldi.
Öte yandan eskiden ılıman iklime sahip kentler de benzer sıcaklıklarla karşılaşıyor. Barselona, Madrid, Paris, Berlin, Londra ve Roma bu yaz daha önce bu enlemlerde görülmeyen sıcak dalgaları yaşadı. Uzmanlar sıcak bölgelerin sınırlarının kaydığını ve aşırı sıcaklığın giderek daha geniş bir kent yelpazesinde ortak özellik haline geldiğini söylüyor.
Dijital teknolojilerin büyümesi ekonomiyle iklimi daha da birbirine bağlıyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve çevrimiçi hizmetler binlerce veri merkezine dayanıyor. Bu merkezler dünya elektrik tüketiminin yüzde 1-2’sini kullanıyor ve yapay zekâ uygulamalarının artmasıyla bu oran yükseliyor. Sunucular yoğun işlem sırasında büyük ısı üretiyor ve sürekli soğutma gerektiriyor. Tek bir büyük yapay zekâ modelinin eğitimi bile birkaç aracın ömür boyu karbon salımına denk gelebiliyor.
Dijitalleşme döngüsü baskıyı artırıyor. E-posta göndermek, internette arama yapmak, video izlemek, bulutta dosya saklamak gibi işlemler veri merkezlerine ve iletişim ağlarına bağlı. Yılda 53 milyon ton elektronik atık oluşuyor ve bunların beşte birinden azı geri dönüştürülüyor. Bu durum kirletici ve sera gazı salımını artırıyor. Teknoloji bir yandan iklim krizlerini izleme ve yönetme aracı olurken, diğer yandan düşük karbonlu enerjiye geçilmeden hızlı gelişimi küresel ısınmayı hızlandırabiliyor.
2026 yazında yayınlanan veriler yeryüzü iklim sisteminin bütüncül bir görüntüsünü veriyor. Hava, okyanus, kentler ve kutup buzlarındaki eşzamanlı rekorlar, küresel ısınmanın yalnızca kademeli sıcaklık artışı olmaktan çıktığını ve sistem bileşenleri arasındaki karşılıklı geri bildirimlerin olayların şiddetini ve süresini artırdığını gösteriyor.
Bu koşullarda iklim değişikliğini incelemek yalnızca meteoroloji veya çevre bilimi konusu olmaktan çıkıyor. Fizik, veri bilimleri, bilgi teknolojileri, enerji politikası ve gelecek altyapı tasarımı gibi alanları birbirine bağlıyor. Teknolojik rekabetin geleceği yalnızca yapay zekâ hızıyla veya dijital ekonomiyle ölçülmeyecek; ülkelerin bu teknolojilerin enerji ayak izini azaltma ve iklim kapasitesine uyum sağlama becerisiyle de değerlendirilecek.


