27 Temmuz 2026 Pazartesi
Gundemnabzi
Avustralya'da Filistin yanlısı slogan yasağı mahkemeye taşındı

Avustralya'da Filistin yanlısı slogan yasağı mahkemeye taşındı

Queensland eyaletinde yasaklanan Filistin yanlısı sloganlar nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne başvuran bir grup eylemci, düzenlemenin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savundu.

Dış Haberler Servisiİlk yayın:

Filistin yanlısı bir grup eylemci, Avustralya'nın Queensland eyaletinde hayata geçirilen ve "nehirden denize" sloganının kullanımını yasaklayan yasayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. Eylemciler, bu düzenlemenin ayrımcı nitelikte olduğunu ve anayasaya aykırı şekilde ifade özgürlüğünü kısıtladığını savunuyor.

"İntifadayı küreselleştirin" ifadesinin de yasaklandığı bu tartışmalı yasalar, aralık ayındaki Bondi saldırısının ardından eyaletteki Liberal Ulusal Parti hükümeti tarafından meclisten geçirilmişti. Mart ayında yürürlüğe giren yasalara göre; söz konusu ifadeleri seslendirmek, dağıtmak, yayımlamak veya sergilemek suç sayılıyor. Bu eylemleri gerçekleştirenler, halktan bir kişinin kendini tehdit altında, tacize uğramış veya rahatsız hissetmesine yol açabileceği makul gerekçesiyle iki yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Yasanın uygulanmasında mağdurun varlığı şartı aranmıyor. Uygulamanın başlamasından bu yana 30'dan fazla kişi bu yasalar gerekçe gösterilerek gözaltına alındı ve haklarında işlem yapıldı.

Yedi eylemci adına açılan dava, yasağın konuşma özgürlüğü üzerinde "doğrudan ve içerik odaklı bir kısıtlama" yarattığını ve doğrudan Filistin yanlısı hareketi hedef aldığını öne sürüyor. Mahkemeye geçen hafta sunulan dava dilekçesinde, yasanın temel amacının yasaklı ifadeleri sırf içeriklerinden ötürü kamusal alanda seslendirmeyi, dağıtmayı ve sergilemeyi engellemek olduğu ifade edildi.

Dilekçede ayrıca yasanın, meşru bir amaç gütmeden anayasada yer alan zımni siyasi iletişim özgürlüğüne ağır bir yük getirdiği savunuldu. Düzenlemenin, siyasi tartışmalardaki farklı bakış açılarının dile getirilmesini suç sayarak eşitsizlik ve ayrımcılık yarattığı da iddialar arasında yer aldı. Eylemciler, tutuklanma, mahkum edilme veya hapse girme korkusu ve riski nedeniyle kişilerin siyasi görüşlerini ifade etme süreçlerinde kısıtlamalarla karşılaştığını belirtti. Queensland hükümetine ise dava kapsamında görüş soruldu.

Queensland Başbakanı David Crisafulli, haziran ayında yaptığı açıklamada, söz konusu sloganların Yahudi düşmanlığı (antisemitizm) içerdiğini savunarak yasağı daha önce de savunmuştu. Crisafulli, "Eylemcilerin, Bondi'nin kıyılarına kadar uzanan nefretin kaynağı olarak tekilleştirilen bu iki ifadeyi kullanmasını istemiyoruz. İstenen sadece budur; yoksa protesto hakları, rejime karşı ayağa kalkma hakları ve bireylerin özgürlüğünü savunma hakları elbette saklıdır" ifadelerini kullandı.

Yasalara karşı açılan bu dava; Justice for Palestine grubu üyesi Remah Naji ile birlikte altı Filistin yanlısı eylemci tarafından Anayasa Mahkemesi'ne sunuldu. Başvuranlar arasında bulunan Stephen Heydt, Ed Carroll, Sam Watson ve Kathryn Dennehy, nisan ve haziran aylarındaki mitinglerde bu yasayı ihlal ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı ve haklarında dava açıldı. Bu kişiler, polisin kendilerini aradığını ve karakol nezarethanesinde sekiz saate varan sürelerle tutulduğunu aktardı. Sam Watson'ın daha önce Global Samud filosuna katıldığı ve mayıs ayında İsrail güçleri tarafından alıkonulduğu da belirtildi.

Bir diğer başvuru sahibi olan ve Nordacious lakabıyla tanınan sanatçı James Hillier ise mart ayında polisle yaptığı görüşmenin ardından yasaklı ifadeyi içeren bazı sanat eserlerini satıştan çekmek zorunda kaldığını öne sürdü. Eylemciler, "nehirden denize" ifadesinin belirli bir anlam taşımadığını, doğası gereği ırkçı, Yahudi düşmanı veya şiddet içerikli olmadığını savunuyor. Dilekçede, bu ifadenin "Filistin kimliğinin bir ifadesi", "Gazze'deki soykırımı kınama" ve "Filistinlilerin özgürlüğü ile insan haklarının gerçekleştirilmesine yönelik genel bir arzu" gibi 12 farklı alternatif anlamı barındırdığına dikkat çekildi.

Mevcut yasa kapsamında sanatsal, dini, eğitsel, tarihi amaçlarla veya kamu yararına yapılan kullanımlar ile "gerçek bir kamu tartışması" sırasında yapılan paylaşımlar için bazı savunma mekanizmaları bulunuyor. Yasak, yasaklı ideolojiye karşı çıkan kişileri kapsamıyor. Ancak grup, bu "makul mazeret hükümlerinin" ispat yükümlülüğünü bireylere yüklemesi nedeniyle yasayı anayasal kılmadığını savunuyor. Eylemciler, yargılama sonucunda suçsuz bulunsalar dahi gözaltına alınma ve tutuklanma süreçlerinin kendileri üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini vurguluyor.

Kaynak: The Guardian World

İlgili Haberler