
DEM Partili Çiçek, Bakan Işıkhan'a Nepalli işçilerle ilgili önerge verdi
DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Nepal'den Türkiye'ye getirilen göçmen işçilerin durumu hakkında yazılı soru önergesi sundu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na yazılı bir soru önergesi verdi. Önergesinde, 2017 yılından bu yana Euro Nepal ve diğer özel istihdam büroları aracılığıyla Türkiye'ye kaç göçmen işçi getirildiğini ve bu işçilerin hangi işyerlerine yerleştirildiği ile ilgili bilgileri istedi. Çiçek, işçilerin yıllara, uyruklarına, aracılık faaliyetini gerçekleştiren kurumlara ve çalıştıkları şirketlere göre dağılımının da açıklanmasını talep etti.
Çiçek, Nepal başta olmak üzere farklı ülkelerden Türkiye'ye getirilen göçmen işçilerin ağır çalışma koşullarına maruz kaldığını vurgulayarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'dan bu duruma ilişkin yanıt beklediğini ifade etti. Önergesinde, göçmen işçilerin aracı şirketler ile işverenler arasında bir emek tedarik zincirine dâhil edildiğini, bu durumun ağır sömürü koşullarına yol açtığını belirtti. İşçilerin, borçlandırılması ve çalışma izinlerinin belirli bir işverene bağlanmasının, onları işverenler ve aracı şirketlere bağımlı hale getirdiğini, hak arama imkanlarını da kısıtladığını kaydetti.
Çiçek, Evrensel Gazetesi'nin 23 Temmuz 2026 tarihli haberine atıfta bulunarak, Euro Nepal'in Türkiye'deki işverenlere Nepal'den işçi temin ettiğini ve iş sözleşmeleri ile çalışma izni işlemlerini yürüttüğünü hatırlattı. Ayrıca, Euro Nepal ile işçilerin temin edilmesinde aracılık eden BKS adlı acentenin aynı kişiye ait olduğunu ve Türkiye'deki adresinin bu kişinin çocuk muayenehanesi ile aynı olduğunu belirtti. Çiçek, işçilerin işe alım aşamasından itibaren aynı kişinin denetimindeki şirketler aracılığıyla iki ülke arasında bir emek tedarik zincirine dâhil edildiğini ifade etti.
Nepalli işçilerin, günde 12, hafta sonlarında ise 16 saate varan sürelerle çalıştırıldığını, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, pasaportlarına el konulduğunu ve işten ayrılmaları halinde borçlandırılmakla tehdit edildiklerini aktardı. İşçilerin, fabrika içindeki kalabalık prefabrik yapılarda barındırıldığını ve işyerleri ile yaşam alanlarının sürekli kamera gözetimi altında tutulduğunu belirtti. Bu uygulamaların, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün zorla çalıştırma göstergeleriyle örtüştüğünü ve insan ticareti açısından incelemeye tabi tutulması gereken ağır hak ihlallerine işaret ettiğini vurguladı.
Çiçek, bu durumun, göçmen emeğinin ucuz iş gücü olarak kullanılmasının ötesinde, ülkeler arasında örgütlenmiş bir emek sömürüsü mekanizması oluşturduğunu belirtti. Patronların ucuz ve örgütsüz iş gücüne ihtiyaçları doğrultusunda Türkiye'ye getirilen işçilerin, çalışma izinleri ve yasal statülerinin işverenle olan ilişkilerine bağımlı hale getirildiğini, barınma ve hareket özgürlüklerinin de işveren denetimine bırakıldığını ifade etti. Çiçek, işçilerin emeği ve yaşamı üzerinde kurulan çok yönlü tahakkümün uluslararası ölçekte kölelik koşullarını yeniden ürettiğini dile getirdi.
Çiçek'in Bakan Işıkhan'a yönelttiği sorular arasında, Euro Nepal ile diğer özel istihdam büroları üzerinden Türkiye'ye kaç göçmen işçi getirildiği, bu işçilerin çalıştıkları şirketlerin denetim süreçleri ve özel istihdam bürolarının işçi sözleşmeleri hakkında bilgi talep edilmesi yer aldı. Ayrıca, özel istihdam büroları ile işverene bağlı çalışma izni sisteminin, göçmen işçileri modern kölelik düzenine dönüştürüp dönüştürmediği ve bu sisteme son verilmesi için bir çalışma planının olup olmadığı da sorular arasında bulunuyor.


