
Kronik böbrek hastalığı 2050 yılında beşinci ölüm nedeni olabilir
Dünya genelinde 850 milyon kişiyi etkileyen kronik böbrek hastalığının erken teşhis edilmediği takdirde 2050 yılına kadar küresel çapta beşinci en yaygın ölüm nedeni haline gelebileceği belirtildi.
İlk aşamalarda genellikle belirti göstermeyen kronik böbrek hastalığı, dünya genelinde 850 milyon insanı etkiliyor. Oxford Üniversitesi'nden nefrolog William Herrington'ın The Lancet dergisinde yayımlanan analizine göre, kronik böbrek hastalığı 2050 yılına kadar dünyadaki beşinci ölüm nedeni haline gelebilir. Küresel ölçekte bu durumdan muzdarip olan kişilerden yaklaşık 4 milyonunun böbrek yetmezliği sebebiyle diyalize veya organ nakline ihtiyaç duyduğu ifade ediliyor.
Tedavi müdahalesinin en yüksek başarıyı sağladığı başlangıç evrelerinde kronik böbrek hastalığı belirtilerini gizleme eğilimi gösteriyor ve bu durum sıklıkla teşhisin atlanmasına yol açıyor. Bunun yanı sıra, doğrudan böbrek dokusuna verdiği zararın ötesinde, rahatsızlık aynı zamanda kardiyovasküler risk artışını beraberinde getiriyor ve bu da doğrudan ölüm oranlarını etkiliyor. Uzmanlar, bu tür durumlarda basit bir idrar testinin bile sorunun erkenden saptanması için çoğunlukla yeterli olacağını aktarıyor. Ancak kronik böbrek hastalığıyla yaşayan kişilerin yalnızca yüzde 10 ila yüzde 20 arasındaki bir kesimi, rahatsızlığın ilk evrelerinde durumunun farkına varabiliyor.
Ortaya çıkan bu rakamlar doğrultusunda nefrologlar, hedef odaklı tarama programlarının güçlendirilmesini ve hekimlerin süreçlere dahil edilmesini tavsiye ediyor. Obezite, diyabet, yüksek tansiyon veya kalp rahatsızlıkları gibi en az bir risk unsurunu barındıran 55 ile 75 yaş aralığındaki bireylerin düzenli aralıklarla tetkiklerden geçmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kronik böbrek hastalığının tedavi süreçleri; kan şekerinin, tansiyonun ve kolesterol seviyelerinin kontrol altında tutulmasını sağlayan ve başlangıç aşamalarında standart kabul edilen ilaç kullanımını içeren bütüncül bir yaklaşıma dayanıyor. Bununla birlikte, beslenme düzeninden fiziksel egzersizlere kadar yaşam tarzında yapılacak değişiklikler de en az ilaçlar kadar önem taşıyor. Belirtilen bu risk faktörlerinin zamanında düzeltilmesi, hastalığın ilerleyişini yavaşlatmak ve sağlık sisteminin maliyetlerini ciddi oranda düşürmek için yeterli görülüyor. Yalnızca İtalya sınırları içerisinde, diyaliz tedavisi gören 45 bin hastaya harcanan yıllık bütçenin 2,5 milyar euro seviyesine ulaştığı tahmin ediliyor.







