
Londra'da sanat haftasının öne çıkan sergileri ve etkinlikleri
Haftanın sanat gündeminde Gwen John sergisi, Enid Marx tasarımları, Saul Leiter fotoğrafları ve Jean-Siméon Chardin'in şaheseri yer alıyor.
Gwen John: Strange Beauties sergisi, Galler Ulusal Müzesi'nden turneye çıkarak izleyicileri ressamın sessiz ve şiirsel dünyasına davet ediyor. Bu etkileyici buluşma, 1 Ağustos - 4 Ocak tarihleri arasında Edinburg'daki Modern Two'da ziyaret edilebilir.
Enid Marx ve Modern British Design başlığını taşıyan The Pattern of Life sergisi, Londra Metrosu'nun koltuk kılıflarını ve klasik kumaşları tasarlayan sanatçıyı önemli bir modern tasarımcı olarak tanıstırıyor. Etkinlik, 3 Ocak'a kadar Warwickshire'daki Compton Verney'de görülebilir.
East of the Aldgate Pump sergisi, Rene Matić ve Denzil Forrester gibi isimlerin de aralarında bulunduğu, Londra'nın doğusunda üreten çağdaş sanatçıların çalışmalarını bir araya getiriyor. Bu kapsamlı seçki, 6 Eylül'e kadar Londra'daki Whitechapel Gallery'de açık kalacak.
LR Vandy'nin Rise başlıklı çalışmasında, bir Mayıs direği etrafına yerleştirilmiş dev mısır koçanı benzeri heykeller yaz mevsimine kırsal gotik bir hava katıyor. Bu eserler 13 Eylül'e kadar Yorkshire Sculpture Park'ta sergileniyor.
Britanyalı Nijeryalı sanatçı Ranti Bam, Sacred Groves adlı sergisinde kilin doğayı insan bedeniyle birleştirme gücünü araştırıyor. Sergi, 23 Ağustos'a kadar South Londra Gallery'de izleyicilerle buluşuyor.
Saul Leiter imzalı 1960 tarihli Manhattan fotoğrafı, Alfred Stieglitz ve Dorothea Lange gibi isimlerin döneme damga vuran kareleriyle birlikte Londra'daki yeni büyük sergide yer alıyor. Eserler, gece yarısı suç mahallerinden kasvetli koridorlara kadar ABD şehir manzarasını gözler önüne seriyor.
Dünyanın tek kadın heykel parkını VIP etkinlikleri ile kokteyllerin düzenlendiği sıradan bir alana dönüşmekten kurtarma mücadelesi devam ediyor. Plastinatif korku çalışmalarıyla tanınan Gunter von Hagens bu hafta hayata veda ederken, eserleri varlığını sürdürmeye devam edecek.
Georgia O'Keeffe'nin New Mexico'dan ilham alan yaklaşık 20 eseri ilk kez İngiltere'de sergilenecek. Charles Rennie Mackintosh'un simgesel eseri Glasgow School of Art ise kontrollü bir çürüme süreciyle karşı karşıya kalırken, merhum sanatçı Brett Whiteley'nin stüdyosunda bugüne kadar görülmemiş şaşırtıcı eserleri bulundu.
Ukrayna'nın başkenti Kiev, insanlığın düşmanı olarak görülen Lenin heykelinin yerine bir Kazak liderin heykelinin dikilmesini istiyor. Öte yandan sanatçılar, Fildişi Sahili'ndeki sakin ve huzurlu Grand Bassam kasabasında yaratıcı bir sığınak buluyor.
Jean-Siméon Chardin'in 1733 veya sonrasına ait The Water Cistern başlıklı tablosu haftanın şaheseri olarak öne çıkıyor. Eser, bronz tanktan tahta kovaya su dolduran genç bir kadının yüzünü gizleyerek anı donduruyor. Basit giysiler giyen ve yorucu bir iş yapan kadının büyük bir evde ya da çiftlikte hizmetçi olduğu varsayılıyor. Tabloda musluktan sıçrayan suyun draması ve hizmetçinin sessiz dikkati öne çıkıyor.
18. yüzyılın başlarında sıradan ve gerçekçi sahneleri resmeden Chardin, hayatın bu tür anlardan oluştuğunu savunuyor. Vermeer'in Sütçü Kadın tablosundan Gwen John'un okuyan kadın portrelerine uzanan sakinlik çizgisindeki bu eser, gölgelerde asılı duran kırmızı ve beyaz et parçasını da gözler önüne seriyor. Bu et parçası sahneye hem etçil bir ipucu ekliyor hem de Chardin'in korumaya çalıştığı huzuru tehdit eden şiddet ve arzu dolu bir dünyayı hatırlatıyor. Tablo, Londra'daki National Gallery'de sergileniyor.



