
Türk kahvesi yanlış içildiğinde sağlığa zarar verebilir
Türk kahvesi, yanlış pişirme ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle zarar verebilir. Uzmanlar, şeker eklenmemesi gerektiğini vurguluyor.
Türk mutfağının önemli bir parçası olan Türk kahvesi, sağlığa birçok fayda sunmasına rağmen, yanlış pişirme ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle adeta bir zehre dönüşebiliyor. Uzmanlar, bu içeceğin şifalı etkilerini yok eden en büyük hatanın ‘şeker eklemek’ olduğunu belirtiyor. Şekerli kahve, dünyanın en zararlı maddelerinden biri olan rafine şekerle birleştiğinde, kahvenin antioksidan ve koruyucu özelliklerini nötralize ediyor. Dolayısıyla, Türk kahvesinden tam verim almak ve vücudu faydalandırmak için mutlaka sade (şekersiz) olarak tüketilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yine, İtalyan bilim insanlarının 18-45 yaş aralığındaki 1.180 yüksek tansiyon hastası üzerinde yaptığı 6 yıllık bir araştırma, dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Kahveyi yavaş metabolize eden ve yüksek tansiyon problemi yaşayan bireylerde, günde 3 fincandan fazla kahve içilmesi, Tip 2 diyabet (gizli şeker) riskini ciddi ölçüde artırabiliyor. Özellikle aşırı kilo problemi olan bireylerde bu riskin daha da yükseldiği gözlemleniyor.
Almanya’da gerçekleştirilen önceki bir çalışmada ise günde 4 fincan Türk kahvesi tüketen bireylerde diyabet riskinin yüzde 23 azaldığı tespit edilse de, uzmanlar kişisel metabolizma hızına göre risk almanın gereksiz olduğunu ifade ediyor.
Peki, şekersiz Türk kahvesinin faydaları neler? Öncelikle, yüksek antioksidan içeriği sayesinde vücudu serbest radikallerden koruyarak bağışıklığı güçlendiriyor. Aynı zamanda sıfır kalori ile maksimum yağ yakımına destek oluyor; spor öncesi tüketildiğinde kalori yakımı ve kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Yemek sonrası mide rahatlığı sağlarken, hazımsızlık ve şişkinliği de hızla gideriyor.
Kafein etkisi sayesinde merkezi sinir sistemini uyararak uykusuzluğu azaltıyor ve odaklanmayı artırıyor. Şeker içermediği için kan şekerini dalgalandırmadan düzenli tüketildiğinde Tip 2 diyabet riskini düşürmeye yardımcı oluyor. Ayrıca, beyin hücrelerini koruyarak Parkinson ve Alzheimer gibi nörolojik hastalıklara karşı koruma sağlıyor.



