6 Eylül 2026 PazarUSD48,49EUR56,36
Gündem Nabzı

Türk kökenli aileler Harar'da Osmanlı izlerini yaşatıyor

Etiyopya'nın Harar kentinde Osmanlı döneminde gelen Türklerin torunları, aile hikayeleriyle geçmişlerini korumaya çalışıyor.

Kültür-Sanat Servisiİlk yayın:
Türk kökenli aileler Harar'da Osmanlı izlerini yaşatıyor

Etiyopya'nın tarihi Harar kentinde, Osmanlı döneminde bu bölgeye göç eden Türklerin torunları, aile büyüklerinden dinledikleri hikayelerle kökenlerini kuşaktan kuşağa aktarıyor. Türk kökenli aileler, geçmişle bağlarını sürdürürken Türkiye ile olan bağlantılarını da korumayı amaçlıyor. Harar'da yaşayan bu aileler, kentin sosyal yaşamında önemli bir yer tutuyor.

Kendilerine "Osmanlı torunları" olarak tanıtılan aileler, geçmişleri hakkında aile büyüklerinden duydukları anlatılar sayesinde bilgi sahibi oluyor. Kimi aileler Türkiye'yi yalnızca anlatılardan tanırken, bazıları geçmişleriyle bağ kurmak için yıllar sonra ülkeyi ziyaret etme imkanı buldu. Harar'da ikamet eden ve hakimlik yapan 52 yaşındaki Kevser Muhammed, Türk kökenlerine dair hikayesini annesi Bedriye Muhammed Şami'den öğrendi.

Muhammed, Türk olan annesinin ailesinin geçmişte Harar'a göç ettiğini belirtti. Türkiye'den 2014-2015 yıllarında kendilerini ziyaret edenler olduğunu aktaran Muhammed, onların sayesinde Türkiye'yi gezme fırsatı bulduğunu söyledi. Türkiye ziyaretine annesinin de katıldığını ifade eden Muhammed, annesinin orada kalmak istemediğini, burada hastalandıktan sonra ikinci kez gitme fırsatı bulduğunda gitmediğini aktardı. Annesinin Türkiye'de akrabalarını tanıdığını da sözlerine ekledi. Türkiye'deki izlenimlerini paylaşan Muhammed, "Çok temizdi. Mimari olarak çok iyiler.

Çok güzel yerleri gezdik. Çok güzel camileri gördük. Güzel evleri gördük. Yemekleri çok güzeldi. Gençleri namazlarında, niyazlarında disiplinliler. Orada çok güzel zaman geçirdik," dedi.

Müzisyen Abuberker Hassen Semod ise eşi Rabia Nagash ile birlikte Harar'da yaşadığını ve Türk kökenli olduğunu söyledi. Dedesinin Harar'a İstanbul'dan geldiğini ifade eden Semod, "İstanbul'dan abi, kardeş Ahmet Mustafa ve Hasan Mustafa geldi. Ahmet Mustafa İstanbul'a geri döndü, Hasan Mustafa burada kaldı.

Hasan Mustafa yerli biriyle evlendi, iki çocuğu oldu. İki çocuğundan biri Ayşe, diğeri Abdi. Abdi Mustafa'nın torunları ve çocukları var.

Dedemiz, babamızın babası," şeklinde konuştu. İstanbul'u gördüğü için çok mutlu olduğunu dile getiren Semod, "İstanbul tarihi bir yer çünkü lisedeyken coğrafya ve tarihe çok meraklıydım, onun üzerinde çalışıyordum. Radyodan da dinliyordum.

Takip ettiğim için İstanbul'un tarihi bir şehir olduğunu biliyordum ama gözle görmek ile bilgi olarak bilmek çok ayrı bir şey. Gidip de gördüğüm için çok mutlu oldum. İstanbul çok güzel, tertemiz bir yerdi.

Sadece İstanbul'da yaklaşık 70'e yakın müze var ve her müzeye her gün giderim desem 70 gün kalmam gerekir. 3 bine yakın cami var. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusudur, onun sarayını gördük. Camiler arasında da Sultanahmet'e gittik ve orada cuma namazını kıldık. Panorama Müzesi'ne de gittik 1453'teki İstanbul'un fethini anlatan," ifadelerini kullandı. Semod, kendisini en çok etkileyen yerin Panorama Müzesi olduğunu kaydederek, sanatçıların İstanbul'u ve savaşları anlatma biçimlerini çok beğendiğini sözlerine ekledi.

Kaynak: Kültür-Sanat Servisi

#Etiyopya · Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler