27 Temmuz 2026 Pazartesi
Gundemnabzi
ABD seçimleri petrol fiyatlarını etkiliyor

ABD seçimleri petrol fiyatlarını etkiliyor

Brent petrolün fiyatı, ABD'deki gelişmelerle dalgalanıyor.

Dış Haberler Servisiİlk yayın:

Brent petrolün varil fiyatı, savaşın başladığı 28 Şubat'tan sonra ilk üç haftada yaklaşık yüzde 43 artarak, 119,5 dolara kadar yükseldi. Bu durumda, savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 65 değer kazanmış oldu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın mutabakatın sona erdiğini açıklamasının ardından ve ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte, 8 Temmuz'dan bu yana fiyatlardaki artış yüzde 24 ile sınırlı kaldı. 20 Temmuz haftasında petrol fiyatları yüzde 14 yükselerek 102 dolara ulaştı, fakat ertesi gün yaklaşık yüzde 4 gerileyerek 97 doların altına indi. Brent petrol, mutabakatın sona ermesine rağmen değer kazanmaya devam etse de, savaşın başlangıcındaki yükselişin gerisinde kaldı. Uzmanlar, fiyat artışlarının beklenenden daha sınırlı olmasının nedenleri arasında fiziki arz kaybının yaşanmaması, piyasalardaki yüksek stoklar ve denizde bulunan petrol hacminin yanı sıra Trump’ın petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini önlemeye yönelik siyasi motivasyonunu gösteriyor. Öte yandan, Trump'ın 2028'de yeniden aday olacağını duyurması, kasımda yapılacak ara seçimlerin önemini artırıyor. Bu bağlamda yönetimin, benzin fiyatlarını kontrol altında tutmaya yönelik olası adımları gündeme getirebilir. Ara seçimler, Trump yönetimine verilen desteğin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ekonomi, enflasyon, akaryakıt fiyatları ve Orta Doğu'daki gerilimin durumu seçim öncesi sıkı bir şekilde takip ediliyor. Washington yönetiminin kasıma kadar petrol ve benzin fiyatlarını artırabilecek gelişmeleri sınırlamak adına adımlar atabileceği düşünülüyor. Kpler'in Kıdemli Petrol Uzmanı Homayoun Falakshahi, petrol fiyatlarındaki yükselişin büyük ölçüde artan jeopolitik risk priminden kaynaklandığını, ancak piyasada sert fiyat artışlarını sınırlayan önemli tamponların bulunduğunu belirtti. Falakshahi, haziranda Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının ardından denizdeki petrol hacminin 1,35 milyar varile ulaştığını ve Çin'in yüksek ham petrol stoklarının piyasalara önemli esneklik sağladığını ifade etti. Ayrıca, ABD'de yükselen petrol ve akaryakıt fiyatlarının ara seçimler öncesi yönetim üzerindeki siyasi baskıyı artırabileceğine dikkat çekti. Falakshahi, 'Yönetimin ara seçimler öncesinde petrol fiyatlarının aşırı yükselmesini önlemek yönünde güçlü siyasi motivasyona sahip olduğunu düşünüyorum. Bu beklenti bile spekülatif alımları sınırlayabilir.' dedi. Trump'ın küresel petrol fiyatları üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı olduğunu belirten Falakshahi, ancak piyasa beklentilerini yönlendirebildiğini vurguladı. Viyana Enerji Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Fereydoun Barkeshli, petrol piyasasının son derece spekülatif bir dönemden geçtiğini ve yatırımcıların uzun süreli arz kesintisinden ziyade yeniden normalleşme ihtimalini fiyatladığını söyledi. Barkeshli, Orta Doğu'daki gelişmelere piyasaların savaşın ilk dönemine göre daha zayıf tepki verdiğini belirtti. Trump'ın geçmişte de düşük petrol fiyatlarını savunduğunu hatırlatan Barkeshli, 'Piyasalar büyük ölçüde haber akışıyla hareket ediyor ve manşetler algıyı yönlendiriyor. Bu durum, vadeli piyasa ile fiziksel piyasa arasındaki fiyat farkının olağan dışı şekilde açılmasına neden oldu.' ifadelerini kullandı. İsviçre merkezli veri sağlayıcısı Sparta'nın ham petrol piyasasından sorumlu yöneticisi Aaron Kildow, Trump yönetiminin ara seçimler öncesinde akaryakıt fiyatlarını düşürmek için kullanabileceği seçeneklerin kısıtlı olduğunu belirtti. Kildow, ABD'de akaryakıt talebinin yükselen fiyatlara rağmen güçlü kalmaya devam ettiğini ifade etti. Trump'ın petrol fiyatlarını düşürme yollarının sınırlı olduğunu vurgulayan Kildow, 'Teorik olarak rafine petrol ürünleri ihracatına geçici kısıtlama getirerek iç piyasadaki stokları yeniden dengeleyebilir. Ancak bu adım, müttefik ülkelerin yakıt arzında ciddi ve istenmeyen sonuçlar doğurabilir.' dedi. Petrol fiyatlarını düşürmenin en etkili yolunun Orta Doğu'daki çatışmaların sona erdirilmesi ve petrol akışının normale dönmesi olduğunu belirten Kildow, 'Sevkiyatlar normale dönmeden piyasalarda kayda değer bir değişim beklemiyorum. ABD'nin ham petrol üretimi artmayı sürdürüyor ama bu artış çoğunlukla hafif ve düşük kükürtlü ham petrolden kaynaklanıyor. Geçmişte Basra Körfezi'nden sağlanan orta yoğunluklu ham petrolün yerini tam olarak dolduramıyor.' şeklinde konuştu.

Kaynak: Sözcü

İlgili Haberler