
Hobi edinmek sağlığa iyi geliyor
Bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri, hobilerin fiziksel ve zihinsel sağlık üzerindeki olumlu etkilerini ortaya koyuyor.
2020 yılında annesini, eşini, işini ve pandemiden önceki rutinini kaybeden Amanda'ya majör depresif bozukluk teşhisi konuldu. Hayatının tamamen kötüye gittiğini belirten Amanda, antidepresan tedavisinin yanı sıra hareket, doğa, sanat veya hizmet temelli topluluk etkinliklerini içeren sosyal reçete uygulamasıyla tanıştı. İngiltere'de Devon yakınlarında yaşayan Amanda, sağlık faydalarını okuduktan ve sahilde denize giren kadınları izledikten sonra açık suda yüzmeye merak sardı. Akıl sağlığı hemşiresine bu ilgisinden bahsettiğinde, açık suda yüzme, su üstünde kalma ve nefes teknikleri öğreten sekiz haftalık Chill Therapy programına yönlendirildi.
Aradan geçen altı yılın ardından Amanda, ne zaman stresli hissetse denizde yüzmeye gittiğini ve bunun kendisine her şeyle başa çıkabileceği gücü verdiğini söylüyor. Artık antidepresanını en düşük dozda kullandığını ve bu süreçte birçok arkadaş edindiğini ifade eden Amanda, hem bedeninde hem de ruhunda yenilenme hissediyor.
Egzersiz, sanat ve doğa içeren hobilerin sağlık üzerindeki faydaları uzun süredir araştırmalarla ilişkilendirilirken, sosyal reçete uygulamaları maliyet ve ulaşım gibi engelleri ortadan kaldırarak bu faaliyetlere katılımı destekliyor. Bu uygulama İngiltere'de daha yaygın olmakla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bazı sigorta şirketleri de sosyal reçete sistemine katılmaya başlıyor. Uzmanlar ise hobi edinmek için bir doktor reçetesine ihtiyaç olmadığını belirtiyor.
Uzmanlar, hobi seçerken kişinin mevcut hissettikleri ile gelecekte nasıl hissetmek istediğini bağdaştırmasını öneriyor. Amanda örneğinde olduğu gibi, yorgun veya mutsuz hissedildiğinde fiziksel hareketin faydalı olabileceği, örneğin deniz yüzmesinin depresyon belirtilerini azalttığı araştırmalarla biliniyor. Aerobik egzersizler, ruh halini iyileştiren endorfin ve serotonin artışıyla ilişkilendirilirken, doğada geçirilen zaman stres hormonu olan kortizol seviyesini düşürüyor. Dikkat Eksikliği Teorisi'ne göre doğa, zihinsel kaynakları yenileyerek odaklanmayı artırıyor ve konsantrasyonu güçlendiriyor.
Seattle merkezli kar amacı gütmeyen Path With Art kuruluşunun yöneticisi Holly Jacobson, sanatın yalnızlık, izolasyon veya acıyla başa çıkmada yardımcı olduğunu, kişileri yalnızlıktan çıkarıp akış durumuna sokarak travmaları iyileştirebildiğini belirtiyor. Küçük çaplı yeni bir araştırma, bu program katılımcılarının zihinsel iyilik hallerinde artış ve yalnızlıklarında azalma yaşadığını ortaya koydu. Resim yapmanın kaygıyı azalttığı ve 45 dakikalık sanat üretiminin kortizol seviyelerini düşürdüğü biliniyor.
Araştırmalar, kilo vermek gibi dışsal ödüller yerine, yapılan aktiviteden keyif alma ve tatmin duyma şeklindeki içsel motivasyonun devamlılığı artırdığını gösteriyor. Amanda da deniz yüzmesine karşı içsel bir motivasyon duyduğunu, kalça protezi ameliyatı beklerken denize giremediği iki yıl boyunca kendini dalgalar arasında hayal ederek motive olduğunu belirtiyor. Doktor Tim Anstiss, hastaların benzersiz meraklarını keşfetmelerine yardımcı olmak amacıyla geliştirilen motivasyonel görüşme tekniklerinin önemine dikkat çekiyor.
California merkezli iş uğraşı terapisti Dr. Ivory Rose, anlam ve amaç doğrultusunda hareket etmenin sağlık ve iyilik hali için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Boş zaman uğraşlarının sağlık açısından çok önemli olduğunu ancak hastalıklar veya yoğun programlar nedeniyle unutulduğunu belirten Rose, anlamlı aktiviteleri sağlıkla ilişkilendiren çalışmalara dikkat çekiyor ve hastaların geçmişte keyif aldıkları aktiviteleri yeniden hatırlamalarını amaçlıyor.
Harvard Üniversitesi'nden psikoloji profesörü Dr. Ellen Langer, farkındalığın basitçe fark etme süreci olduğunu belirtiyor. En son kitabı The Mindful Body'de farkındalığın hafızayı, yaratıcılığı, enerjiyi ve sosyal ilişkileri geliştirdiğini anlatan Langer, sıradan nesneler, yerler veya kişiler hakkında yeni şeyler fark etmenin belirsizlikle başa çıkma zihniyeti oluşturduğunu ifade ediyor. Stanford ve Kaliforniya Üniversitesi'nde görev yapan ağrı psikoloğu Dr. Rachel Zoffness ise dikkatin yönlendirildiği yere göre acının artıp azalabildiğini gösteren araştırmalara işaret ediyor.
PlayRx.life platformunun kurucusu Purvi Shah, yetişkinlikte neyin anlam getirdiği veya dikkat çektiği konusunda kararsız olanların çocuklukta neyin neşe verdiğini düşünmesi gerektiğini söylüyor. Shah, sorunların ezici göründüğü durumlarda yeni şeylere 'evet' denilmesini tavsiye ediyor. Creative First Aid ortak yazarı Caitlin Marshall da psikolojik sıkıntı yaşayan kişilerin çocuksu neşe duygusunu yeniden keşfetmelerine yardımcı olduklarını, yemek pişirmekten nefret ettiğini söyleyen kişilerin bile sonradan bu süreçten büyük keyif alabildiğini ifade ediyor.



