10 Ağustos 2026 PazartesiUSD47,73EUR55,18
Gündem Nabzı
Şekerin vücutta yarattığı hasarı azaltmanın yolları anlatıldı

Şekerin vücutta yarattığı hasarı azaltmanın yolları anlatıldı

Biyokimya Uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu, şekerin cilt, damar ve proteinler üzerindeki olumsuz etkilerini ve bu hasarın nasıl azaltılabileceğini anlattı.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını paylaşarak şeker ile yaşlanma arasındaki ilişkiyi değerlendirdi. Kan şekeri yüksekliğinin başlıca nedenleri arasında çok karbonhidratlı beslenme, diyabet ihtimali, enerji yakma sistemlerinin çalışmaması, sürekli oturma, gece yarısı yemek yeme ve kötü yiyecek tüketimi yer alıyor. Kandaki şekerin vücutta nerede sorun yarattığı incelendiğinde hastalıkların temeli de anlaşılmış oluyor. Yaşlanmayla birlikte şeker hasarının birikmesi, cildin sarkmasından eklem rahatsızlıklarına ve damarın sertleşmesine kadar şekli değişen proteinlerin vücut tarafından yok edilememesinden kaynaklanıyor. Geçtiğimiz aylarda Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmada şekerin zararlarının sıfırlanabildiği görüldü. 70 yaşındaki bir damar parçası, geliştirilen yöntemle 30 yaşına indirildi. Google'ın AlphaFold yapay zeka platformu, vücudun enzimlerinin yok edemediği proteinleri 3 boyutlu olarak inceleyerek bu proteinlere neresinden yapışılacağını tespit etti. Bulunan sentetik molekül enzimi sayesinde bozulmuş ve şekerlenmiş proteinler zincirleme olarak vücutta yok edilebiliyor. Bu süreç sonucunda cilt ve damarlar eski haline dönebiliyor. Diyabetik ayak yaralarının veya göz sorunlarının neden iyileşmediği sorusunun yanıtı da vücudun bu başkalaşmış yapıları kendi enzimleri ile yok edememesinde yatıyor. AlphaFold, bu proteinlerin makaslanabilecek en ince yerini ortaya çıkardı. Kandaki şekerin etkisini görmek için öncelikle 3 aylık şekere bakılması gerekiyor. Hemoglobin A1c değerinin giderek yükselmesi bir uyarı işareti kabul ediliyor. Şekerin en çok sevdiği yapışma yerleri proteinler, mikro proteincikler, hemoglobindeki globin proteini, damar duvarındaki hücreler, kolajen yapılar, cilt, bağ dokusu ve eklemler oluyor. Sağlıklı beslenme dışında glikozilasyon (AGE - Advanced Glycation End-products) sürecine karşı iki güçlü içeriğe dikkat çekiliyor. Bunlardan biri B vitamininin özel bir versiyonu olan benfotiamin, diğeri ise karnosozin molekülü. Bu iki içeriğin bir araya getirilmesiyle Tiakarnosin formülü oluşturuldu. Vücutta şekerlenme yoluna girilmesi yaşlılığın kendisiyle gelen bir süreç olduğundan, AlphaFold ile bulunan enzimin eczane veya hastanelere geleceği sürece kadar bu suplementler şekerin dokulardaki hasarını yavaşlatmak için kullanılabiliyor. Hemoglobin A1c, 3 ay boyunca düzgün beslenmeyle eski eritrositlerden kurtuldukça dönebiliyor ancak dokuya yapıştığında vücut onu tanıyamaz hale geliyor. Diyabet, Alzheimer, katarakt ve damar sertliği gibi rahatsızlıklar bu durumla ilişkilendiriliyor. İnsülin olmasaydı kan şekeri çok yüksek seviyelere ulaşıp bir sürü sistemin bozulmasına yol açacaktı. İnsülin, yenen yemeği aşağı çekerek ATP olmasını sağlıyor ve proteinlerin kas yapımına katkı vermesinde rol oynuyor. Longevity ve cildin güzelliği için vücudun istediği durum yatay şeker ve yatay insülin seviyelerinin korunması, yemeklerden sonra büyük pikler oluşmamasıdır. Şeker kullanılmayıp fazladan geldiğinde veya yanlış zamanda alındığında sadece yağ yapılmıyor, aynı zamanda kolajene ve göze de yapışarak katarakt gibi sorunlara yol açabiliyor. Eski dönemlerde bacakların kesilmesi, damar sertliği, katarakt ve göz merceğinin sertleşmesi gibi durumların altında bağ dokularındaki proteinlerin sertleşmesi yatıyordu. Cilt yapısı sağlıklıyken bu yapıyı tanıyan ve düzelten doğal enzimler bulunuyordu. Ancak şekerlenme ana maddenin tipini tanınmaz hale getirdiği için doğal enzimler bu yapıları yok edemiyor. Yaşlanma ve şeker bağlantılı glikozilasyon süreci longevity alanında önemli bir başlık oluşturuyor.

Kaynak: Sözcü

#Sağlık — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler