
Yargıtay'dan işçi maaşlarına ilişkin emsal karar
İnşaat işçisinin maaş indirimiyle ilgili Yargıtay'dan karar çıktı. Yüksek mahkeme, işçinin rıza gösterdiği değişikliği sonradan dava etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirtti.
Bir inşaat şirketinde kaynakçılık yapan işçi, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini öne sürerek İş Mahkemesi'ne başvurdu. Çalışan, maaşının düşük gösterildiğini, görev süresi boyunca fazla mesai yaptığını, resmi tatiller ve hafta sonları dâhil haftanın 7 günü çalıştığını ve izinlerinin eksik kullandırıldığını iddia etti. Bu gerekçelerle kısmi alacak davası açarak kıdem ve ihbar tazminatlarını talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı şirket yönetimi ise ücret iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. İş sözleşmesinin, işçinin izindeyken işe gitmek istememesi nedeniyle sonlandırıldığını, herhangi bir tazminat hakkı bulunmadığını ve tüm hak edişlerin ödendiğini savunarak davanın reddini talep etti.
Yerel mahkeme, davanın kabul edilmesine karar verdi. Verilen bu karar istinaf mahkemesine taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi de işverenin yaptığı itirazı haksız buldu. Davalı tarafın kararı temyiz etmesi üzerine dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne gönderildi.
Yargıtay kararında, işyeri uygulamasıyla ortaya çıkan çalışma koşullarındaki esaslı değişikliklerin, işveren tarafından ancak yazılı bildirim yapılması şartıyla gerçekleştirilebileceği hatırlatıldı. Bu şekle uygun yapılmayan ve işçi tarafından 6 iş günü içerisinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişikliklerin personeli bağlamayacağı vurgulandı. 4857 sayılı Kanun'un 22/1 maddesinin temel amacının, işverenin tek taraflı değişikliklerine karşı işçiyi korumak ve çalışanın iradesi dışında işini, çalışma yerini ve koşullarını değiştirecek tutumlara engel olmak olduğu ifade edildi.
Yüksek mahkemenin kararında şu değerlendirmelere yer verildi: "Somut olayda dosyaya sunulan ‘Çalışma Şartlarında Değişiklik Bildirimi’ başlıklı belge ile işçilere yapılan bildirimde; yapılan işle alakalı ihtiyacın azalması ve feshin son çare olması prensibi ilkelerinden hareketle iş sözleşmesini bu nedenle sona erdirmek yerine ücrette işçinin kabul etmesi hâlinde 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca çalışma şartlarında esaslı bir değişikliğe gidilerek ücretin bir miktar düşürülmesine karar verildiği yazılmıştır. Yeni belirlenen ücretle belirtilen şartlarda çalışmanın uygun görüldüğü, buna dair değişikliği kabul edip etmediğinin, bu değişikliğe muvafakati olup olmadığının, bu değişiklik yazısının tebliğinden itibaren 6 (altı) iş günü içerisinde işverene bildirilmesi yönünde bildirim yapılmıştır.
Davacının aynı gün, ücrette indirime gidilmesine ve buna yönelik çalışma şartlarında değişiklik talebine muvafakat ettiğine dair beyan dilekçesini, el yazısı ile yazıp imzaladığı ve işverene sunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. İş sözleşmesinin devamı sırasında tarafların karşılıklı olarak ve ileriye dönük şekilde, ücrette bir miktar indirim yapılması hususunda anlaştıkları ortadadır. İş sözleşmesinin bu ücret üzerinden devam etmesi konusunda mutabık kaldıkları, davacının çalışma şartlarındaki bu değişikliğe önce rıza gösterip iş sözleşmesinin feshinden sonra irade fesadı iddiasına dayanarak eksik ödenen ücret alacağı şeklinde talepte bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan irade fesadı iddiasının usulüne uygun şekilde ispatlanamadığı da dikkate alındığında, ücretin düşürülmesini ve çalışma şartlarında değişiklik talebini kabul ettiğine dair davacı işçi imzalı muvafakat belgesine değer verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."







